Toplum yaraları…

Hayatın içinden bazı karelere baktığımızda neden, niçin? soruları aklımı kurcalamıyor değil. Her şeyin yolunda gitmesine öyle alışmışız ki sanki hiç ölmeyecekmiş gibi tutunmuşuz, sanki bu dünyaya gelme amacımız sadece yaşayıp gitmekmiş gibi davranışlar sergiler olduk. Nereye baksak anlamsız ifadeler var ya da anlamlı ifadelerin altında yatan sebepler anlamsız, amaçsız gayesiz…

“Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır.” teziyle insanlar arasına ikilik sokanlar insanların ihtiyaçlarını kalkan yapanlar, insanlığı özünden sıyırıp başka başka kalıplarla şekillendirmek isteyenler, yani o sizden bu bizden diyerek yapılandırma yoluna gitmek… bu birlik kardeşlik açısından ne derece doğrudur? Bir düşünün hangi mantığa yatar böyle bir ayrım ben zannetmiyorum bizim temiz duygulara sahip Anadolu insanımızın buna doğru diyeceğini. Peki sen doğru isen ben doğru isem aradaki uçurumun sebebi nedir? Evet ortada bir çatışma varsa iletişimde şarttır elbette ama bunun yolu insanlığı birbirine düşman etmek midir? Başkalarının çıkarları doğrultusunda hareket etmek midir ? birilerine diyet ödemek midir? Biz bunu savunuruz siz şunu savunursunuz o halde siz bizden değilsiniz ? adama sorarlar kardeşim siz kim siniz biz kimiz? diye aynı ülkede aynı değerlerle büyümedik mi, küçüklere sevgiyi büyüklere saygıyı her gelenekte öğretmezler mi, kaldı ki bizler ümmet bilinci ile doğduk ve incinsen de incitmemek, kırılsan da kırmamak gerektiği öğretildi Kainatın Medar-ı İftarı tarafından. Bizim mirasımız Emr-i bi’l ma’rûf ve nehy-i anil münker (İyiliği emredip kötülükten men etmek) bizler bununla şerefli kılınmışız, lakin gelin görün ki birbirimizden bir tebessümü dahi esirger olmuşuz.Bizler bu bilinci kaybetmeye öyle hazırız ki yeter ki fitne ateşi azıcık körüklensin yolumuzu kaybetmeye hemen hazırız…

Akram Khan, Leicester 2010
Akram Khan, Leicester 2010

Toplumumuzda bazen yaşlı teyzelere amcalara vs. hürmet ettiğinizde sorarlar ya hani sen okudun mu diye ve yaptığınız hürmeti okumakla bağdaştırırlar oysa hepimiz biliriz tabiri caizse“ okumak insanın cehlini alır ama eşeklik bakidir” sözünü. Bu sözden de yola çıkarak düşünecek olursak sevgi, saygı, hürmet ve merhamet bunlar insanlığın gereğidir. Karıştırmamak lazım unutmayalım ki; kula merhameti olmayana Allah’da merhamet etmez. Dünya da her şeyiniz olmuş ne fayda insanlığınızı kaybetmişseniz! Bütün bunlar toplumun kanayan yarası haline geldi son zamanların o meşhur deyimiyle; bizleri ötekileştiriyorlar, ayrıyorlar , robotlaştırmaya çalışıp düğmeye bastıklarında hareket etmemizi istiyorlar, sesiniz gür çıksın ama sadece istenilenler doğrultusunda olsun istiyorlar. Bilincimizi, sevgimizi,saygımızı, merhametimizi her şeyimizi yok etmek, kısaca; bizi insanlıktan çıkarıp birbirine düşen canavarlar haline dönüştürmeye çalışıyorlar. Değer mi? cevizin kabuğunu doldurur mu bunlar? bence değmez, sevginin dili, dini, rengi yoktur sevginiz kadar varsınız okuduğunuz kadar değil ,bilginiz kadarda değil, sevebildiğiniz kadar insansınız değerler yitiriliyor inançlar kaybolmak üzere, yaşadığı gibi inanmaya ikna olmak üzere insanlık…

Değerlerimiz, inançlarımız, sevinçlerimiz, duygularımız,merhametli yanımız,insanlara olan hoşgörümüz… katlediliyor. Oyunlar bitmiyor. Gelmedi mi uyanmanın vakti birlik olmanın,el ele, gönül gönüle olmanın vakti? Yunus Emre’de der ya “Yaratılanı severim Yaradan’dan ötürü” bizimde gayemiz bu olmalı. Vicdanın, merhametin, sevginin olmadığı yerde hak, hukuk ve adaletten de bahsedilemez.

VAKTİDİR ARTIK YARALARI SARMANIN!