HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Demirtaş, cezaevinden Özgürüz’ün sorularını yanıtladı.

Demirtaş, “Sol seçmen, HDP’ye daha fazla destek sunacak. Erdoğan, 24 Haziran’da kaybedecek” dedi.

Diğer adayların performansını değerlendiren Demirtaş, şunları belirtti:

“En dezavantajlı aday benim. Diğer muhalif adaylar sınırlı imkânlara ve medya ambargosuna rağmen kampanya yürütmeye çalışıyorlar. Yine de fena sayılmazlar, iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalışıyorlar ve bence AKP’den daha etkililer.”

HDP’li Demirtaş, Özgürüz’ün sorularına şu yanıtları verdi:

HDP’nin aday listesi için, “Barça gibi; Yıldızlar karması” tanımı yapıldı. HDP belki de ilk kez kollarını bu kadar geniş açıyor. Yeni bir politika işareti mi bu?

HDP kurulduğundan bu yana Türkiye’de bütün ezilenlerin sesi olmaya çabalıyor. Öteki olarak görülen kim varsa, dışlanan, ötelenen, horlanan, haksızlığa uğrayan bütün toplumsal kesimlerin ortak politikasını hayata geçirmek adına seçimlere girecek aday listelerine de bunu yansıttı. Bu HDP’de yeni bir durum olmasa da, bu seçimlerde biraz daha görünür hale gelmiş oldu.

CHP’nin sokağa inen, solcu diye bilinen bazı isimleri listelere almaması, buna karşın HDP’nin o kesime alan açması ne sonuç doğurur?

HDP’de sol kesimlerin önemli bir temsiliyete kavuşmuş olması, HDP’nin iddiasıyla da uyumludur. Solun en büyük ortak partisi olarak HDP’nin seçimlerde elde edeceği başarı, aynı zamanda solun da başarısı olacak. Sol seçmenin bu açıdan HDP’ye daha fazla destek sunacağını da düşünüyorum.

Tahliye talepleriniz reddedildi. Bu kararlar “İktidar için dışarda, içerde olduğunuzdan daha tehlikeli olabileceğiniz teşhisi”ne bağlandı. Katılır mısınız?

Türkiye’de yargı diye bir şey yok şu anda… Tamamen siyasi vesayet altında karar vermeye zorlanan mahkemeler var. Benim de konumum tam bir siyasi rehine statüsüdür. Alenen ve açıkça AKP’liler tahliye edilmemem konusunda yargıya baskı yapıyorlar, yargı da buna boyun eğiyor maalesef. Elbette dışarıda kampanya yürütmemden korkuyorlar.

Diğer adayların kampanyalarını izliyor musunuz? Nasıl buluyorsunuz?

Ben cezaevinden kampanya yürütmeye çalıştığım için, en dezavantajlı olan benim. Bir aday devletin bütün imkânlarını sonuna kadar kullanarak kampanya yürütürken, diğer muhalif adaylar sınırlı imkânlara ve medya ambargosuna rağmen kampanya yürütmeye çalışıyorlar. Yine de fena sayılmazlar, iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalışıyorlar ve bence AKP’den daha etkililer.

Gerilime ve provokasyonlara dikkat

Selahattin Demirtaş

Cezaevinden yolladığınız mesajda “CHP, AKP, MHP, İYİ Parti’den Saadet Partisi’ne, HÜDAPAR’a kadar bütün partilerin seçmenleri kardeşlerimizdir. Toplumsal yaşamı cehenneme çeviren kutuplaşmayı bitirmek için elinizden geleni yapın lütfen” dediniz. Seçmenlerinizden somut olarak ne yapmalarını bekliyorsunuz?

AKP en çok da kutuplaşmadan, gerilimden besleniyor. Benim çağrım bütün partilere ve seçmenleredir. Bu kutuplaşma siyasetine prim vermeden kampanya yürütülmesi çağrısı yaptım. Demokratik bir kültürün gelişmesi açısından da bu çok önemlidir.

Aynı mesajda “Provokasyonlara asla müsaade edilmemesi” talimatı var. Bu yönde bir endişeniz var mı?

Son zamanlarda AKP-MHP çevrelerinden muhalefetin seçim bürolarına ve standlarına yapılan saldırıları izliyoruz işte. Demek istediğim tam da budur. Bu türden saldırılara, provokasyon girişimlerine karşı dikkatli ve sağduyulu olunması gerekir.

Çakıcı tehdidi ciddiye alınmalı mı? Siz bir önlem aldınız mı?

Muhatap bile almayız.

Erdoğan’ın bir rakibi cezaevindeyken, diğerinin seçime girmesini engellemeye çalışmasını, bir diğerine Genelkurmay Başkanı’nı göndermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Demokrasiye inançsızlığın, kendine güvenmemenin dışa vurumudur. Kazanmak için her türlü anti demokratik yol ve yönteme başvuruyorlar.

“Erdoğan kazanmayacağı seçimi yaptırmaz” tezi, neyin işareti? İlk kamuoyu yoklamaları, kaybedebileceğini gösteriyor. Ne olur bu durumda?

Erdoğan da bir gün kaybedecek ve o gün 24 Haziran’dır. Boş yere umutsuzluk ortamı oluşturulmasına müsaade etmemek lazım.

Yargılama, politik intikama dönüşmemeli

Barış Atay’ın “Yargılanacaklar” çıkışı tartışmalara yol açtı. Sizce de bir “devr-i sabık” tartışması ve devir yargılaması bekliyor mu Türkiye’yi..?

Yargılama meselesi politik intikamın konusu olmamalıdır. Yargı vesayetten ve politizasyondan arındırılmalı ve bağımsız yargının yapacağı her türden yargısal faaliyete herkes saygı duymalıdır. Kimin ne için yargılanacağına artık politikacılar değil, tarafsız, bağımsız yargı karar vermelidir.

Batı, tarihine yakışmayan bir tutum takındı

Türkiye’deki gelişmeleri kaygıyla izleyen Batı dünyasına ne mesaj vermek istersiniz?

Batı dünyası, özellikle AB ülkeleri, Türkiye gibi AB adayı bir ülkede yaşanan ağır insan hakları ihlallerine mülteci krizi, güvenlik sorunları baskısıyla uzun süre sessiz kalmayı tercih ettiler. Avrupa hükümetleri bu yaklaşımları ile AB’nin demokrasi ve insan hakları değerlerini, ilkelerini ağır şekilde ihlal etmiş oldular. Bu politika, AİHM’in Türkiye kararlarına bile yansımaya başladı. AİHM, Türkiye’den giden sembol davalarda kendi tarihine ve misyonuna yakışmayan bir tutum ortaya koydu. Tutuklu gazeteciler, KHK ile işten atılanlar, Roboski davası ve 1,5 yıldır AİHM’in önünde bekleyen benim ve arkadaşlarımın haksız tutuklanma davaları bunlara örnektir. Avrupa demokratik kamuoyu bunlara sessiz kalmamalıdır.”

[Via Özgürüz.org]