Cezaevinde olan Selahattin Demirtaş, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı olacağına dair haber ve yorumlara teşekkür etti, ancak aday olmayacağını açıkladı.

Demirtaş, “Böyle bir niyetim yok. Dışarıda bu görevleri yapabilecek binlerce arkadaşım var zaten” ifadelerini kullandı.

Tutuklu olarak cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Twitter hesabından açıklamalarda bulundu.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı gösterileceği iddiasına değinen Demirtaş, “Bu haftayı kapatmadan bir konuya açıklık getireyim. Benim Diyarbakır Büyükşehir Belediye başkan adaylığıma dair yorum, haber yapanlara teşekkür ediyorum ama böyle bir niyetim yok. Dışarıda bu görevleri yapabilecek binlerce arkadaşım var zaten” dedi.

Yargının görevini düzgün yapamaması halinde “kaos ve ağır hükümet zulümleri” çıkacağını ifade eden Demirtaş, “Bu nedenle yargının bağımsız, tarafsız ve adil çalışacak şekilde güçlü olması çok önemlidir. Çünkü yargı hepimiz adına hükümeti de denetler ve bizi korur. Peki yargı hükümeti denetleyemez, tam tersine hükümet yargıyı denetleyecek gücü ele geçirirse ne olur? Hiç uzatmayalım, faşizm olur onun adı” ifadelerini kullandı.

“Yargıyı topluma karşı acımasızca ve silah gibi kullananlara yüksek sesle dur demek zorundayız” diyen Demirtaş, şöyle devam etti:

“Biz dışarıda bunu yapıyorduk, içeriden yapmaya devam ediyoruz. İşte AİHM kararı da, Türkiye’de gelinen aşamada durumun ne kadar vahim olduğuna dikkat çekiyor. Peki Hükümet bundan ders çıkarıp anlamaya çalışıyor mu? Hayır. Aksine, ‘bizi bağlamaz’ diyebiliyor. Çünkü yargı gibi keskin bir kılıcı elinden bırakmak istemiyor.

Kim itiraz edecek peki? Öncelikle onurlu yargıçlar, avukatlar, sen, ben, hepimiz. Yargıyı topluma karşı acımasızca ve silah gibi kullananlara yüksek sesle dur demek zorundayız. Biz dışarıda bunu yapıyorduk, içeriden yapmaya devam ediyoruz.

Adalete olan inanç çökünce, başımıza bir şey geldiğinde sığınabileceğimiz tek bir merci bile olmadığından, “hükümete biat etmek dışında hiçbir şey güvenli değil” diye düşünmeye başlarız.

Önce ilkelerimizden, sonra inançlarımızdan, ardından düşüncelerimizden, son olarak da onurumuzdan vazgeçmek zorunda kalırız. Bu da bizi hiçleştirir ve mutsuz eder. Giderek toplum olmaktan çıkar, kalabalıklar sürüsüne dönüşürüz. Tabii, olup bitene itiraz etmezsek.”