Mehmet Öcalan: İmralı kapısı açılırsa herkes rahatlar.

Abdullah Öcalan ile en son 11 Eylül 2016 tarihinde görüşen kardeşi Mehmet Öcalan, İmralı’dan haber alamamanın endişe verici olduğunu belirterek, “İmralı kapısı açılırsa herkes rahatlayacak” dedi.

Abdullah Öcalan
[Fotoğraf via Getty Images]
27 Temmuz 2011’den bu yana avukatları, 5 Nisan 2015’ten bu yana İmralı Heyeti ve 11 Eylül 2016 tarihinden bu yana da ailesiyle görüşmeyen PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarının 16 Kasım’da son yaptıkları 705’inci başvuru da “OHAL” gerekçesiyle yeniden engellendi.

Aktarılan bilgilere göre, ailenin yaptığı başvurular ise, 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun gereğince “Hükümlüler hakkında getirilen kısıtlamalar” gerekçesiyle uygun görülmeyerek reddediliyor.

Mezopotamya Ajansı’ndan Arjin Dilek Öncel’in haberine göre; Mehmet Öcalan, 11 Eylül’den bu yana İmralı’da olup bitenlerden haberdar olmadıklarını, avukatlarla irtibat halinde olduklarını, ancak onların da başvurularının sürekli reddedildiğini açıkladı.

Bu tabloyu “Türkiye için çok acı” şeklinde gören Öcalan, “Çünkü demokrasiden bahsediyorlar, ancak demokrasi yok. Türkiye Büyük Milet Meclisi’nde siyaset yapan milletvekillerine soruyorum: Burası demokratik ve laik bir ülke ise neden bu demokratik ve yasal hakkımız ihlal ediliyor? Burada siyaset yapmıyoruz, insani bir talepten söz ediyorum” ifadelerini kullandı.

Tecritle sadece Kürt halkı değil, tüm Ortadoğu halklarının zarar göreceğini öne süren Mehmet Öcalan, şunları söyledi:

“Şu aşamada İmralı kapısı kapanmışsa, kapalı kalmaya devam edecekse gelecek günleri karanlık görüyoruz. Herkes etkilenecek. Kürt sorunu demokratik bir şekilde çözülmezse Kürtler, Türkler, Araplar, Ortadoğu’da yaşayan bütün insanlar zarar görecek. Öcalan’ın üzerindeki tecrit 19 yıla girmiştir. Ancak diğer 3 tutuklunun da ailesi onlarla görüşemiyor. O aileler de o günden bugüne görüş yapmamışlar. O’nun düşüncesinin burada hapsedilmesinin kimseye bir faydası olmaz. Aksine ülkeyi savaşa sürükledi.”

Mehmet Öcalan, demokratlara ve aydınlara seslenerek şunları söyledi

“Öcalan halklar arasında bir köprüdür. O köprüyü yıkmaya kimsenin hakkı yok. Türkiye ve Kürdistan’da siyaset yapan insanlara çağrımız var. Biz bir şey yapamadığımız için ben de kendimi suçlu görüyorum. Ancak bu kimseye fayda sağlamaz. Türkiye’de siyaset yapan aydın, yazar, çizer, herkes bundan sorumludur. Sorun Abdullah Öcalan’ın sorunu değil, sorun halkların sorunudur. Bir an önce herkes elini vicdanına koysun, İmralı kapısı açılsın. Bu kanın durmasını istiyorlarsa, aile ya da avukatlara İmralı’nın kapısı açılsın. Dünya yıkılmayacak, herkes rahatlayacak” dedi.

[Via Mezopotamya Ajansı]