Bilimadamları, laboratuvar ortamında gezegen oluşturmayı başardı.

Rusya Ulusal Nükleer Araştırmalar Üniversitesi Moskova Mühendislik ve Fizik Enstitüsü (MİFİ) bilimadamlarının da dahil olduğu bir grup uluslararası araştırmacı, uzaydaki bir maddenin yer çekiminin etkisiyle gök cisminin kütlesel yığılmasını laboratuvar ortamında canladırmayı başardı.

Science Advances dergisinde yayınlanan araştırma sonuçlarına göre yığılmayla üzerinde yapılan çalışma, kütle ve enerji değişimi ile ‘toplayıcı’ obje ve bunun çevresi arasındaki karşılıklı konumlanma hakkında bilgi içeriyor.

Bu süreç sayesinde yıldızların çevresindeki gezegen sistemlerine benzer bir sistem oluşuyor. Bu durum genellikle genç yıldızların oluştuğu sırada ve madde alıcısı rolünün kara delikte olduğu ve nötron yıldızının sıklıkla ‘verici’ olduğu ikili sistemlerde de gerçekleşir.

Sputnik’in aktardığına göre, çevreleyen madde (e-plazma, ayrı iyonların ve elektronlardan oluşan bir “gaz”) ve genç yıldız, plazmadaki parçacıkları onların yörüngelerini değiştirerek ve onları süpersonik hızlarda yıldıza göndererek etkileyen manyetik alanın hatlarıyla birbirine bağlanıyor. Şok, genç yıldız etrafındaki fiziksel ve kimyasal yapıları değiştirebilen bir yığılma sütunu olarak anılan aşırı UV ve X-ışını emisyonları oluşturmak için maddenin sıcaklığını birkaç milyon dereceye kadar getiriyor.

Astrofizik süreçlerin gözlenmesi ve modellemesiyle ilgili birçok sınırlama var. Örnek olarak; yıldızların canlı olarak gözlenmesi ve çeşitli parametrelerin ölçülmesi aynı parametre üzerinde farklılıklara yol açabilir. Böylece, büyük ölçekli laboratuvar deneyleri, yığılma süreçlerine farklı bir açıdan bakmaya yardımcı oluyor.

MİFİ uzmanlarının katıldığı araştırmada, yeni laboratuvar yaklaşımıyla elde edilen bulgular ve yeni bir platformun kullanılması sonucunda madde akışının merkezi alanını saran iyonize edilmiş plazmada yoğun bir kabuk oluşumuna ilişkin ilk doğrudan kanıt sağlandı.

Araştırmacılar, objelerin çarpışması sonucu oluşan maddenin, dışarı atılabileceğini ve gelen akım tarafındaki manyetik alana odaklanabileceğini gözler önüne serdi.

Bastırılmış çekirdeği saran bir plazma kabuğunun oluşması, X-ışını emisyonlarında bir azalmaya sebep olabilir. Bu buluş, optik ve x-ışını gözlemi vasıtasıyla elde edilen ölçümler arasındaki çelişkinin muhtemel açıklaması olabilir.

[Via Science Advances]