Washington Post’ta yayınlanan bir haberde ABD’nin asker konuşlandırıp üsler kurduğu Suriye’nin kuzeyinde kalmayı ve Şam’dan ayrı, ‘kendi kontrolünde yönetim kurdurmayı’ hedeflediği belirtildi.

IŞİD bittikten sonra herhangi bir gerekçesi kalmayacak olan ABD’nin, Suriye’deki varlığının ucu açık olmasını planladığı ifade ediliyor.

Washington Post gazetesine göre ABD yönetimi, askerlerini konuşlandırıp üsler kurduğu kuzey bölgesinin Suriye hükümetinin eline geçmesinden korkuyor. ”ABD, IŞİD ortadan kalktıktan sonra, Suriye’deki varlığının ucu açık olmasına çalışıyor” başlığıyla yayınlanan haberde, ABD’nin, Suriye’deki varlığını, bugüne dek IŞİD’le savaşla gerekçelendirdiği, şimdi IŞİD’in sonuna gelinirken askeri varlığı devam ettirmeyi, Cenevre görüşmelerinde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a ödün verdirmek için baskı aracı olarak sunduğu belirtildi.

Öte yandan Suriye hükümeti ile muhaliflerin katıldığı BM gözetimindeki Cenevre görüşmelerinin 8. turu, 28 Kasım’da başlayacak.

‘Kürtlerin Hakim Olduğu Bölgede Ayrı Bir Yönetim’

Demokratik Birlik Partisi (PYD)’ye bağlı silahlı güçler (EPA/STR)

ABD’nin çekilmesiyle Suriye’nin tamamının Esad’ın kontrolüne geçmesi ve bunun İran adına yeni kazanım oluşturulmasını engellemek için Suriye’nin kuzeyinde Kürtlerin hakim olduğu bölgede ayrı bir yönetim kurmak olduğu belirtildi.

Yazıyı yazan Karen DeYoung ile Liz Sly, ABD yönetiminin, (YPG’nin çoğunlukta olduğu) Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) eğitip desteklediği kuzey bölgesinde Amerikan askeri varlığını korumayı ve Esad hükümetinden ayrı, yeni bir yerel yönetim kurmayı planladığını kaydetti.

Gazeteye konuşan ABD’li yetkililere göre, ucu açık Amerikan askeri varlığı, burada yaşayan toplulukların, yerel bir hükümetin şemsiyesi altında istikrara kavuşmasına yardımcı olacak.

ABD’nin Suriye’deki Asker Sayısı Gerçekte Ne Kadar?

ABD ordusuna bağlı askerler -bir tane askerin kolunda YPG arması yer alıyor

ABD Savunma Bakanı James Mattis, geçtiğimiz hafta diplomatik çözüm için koşullar oluşuncaya kadar Suriye’den çıkmayacaklarını belirtmişti. ABD basını, ABD Özel Operasyonlar Kuvveti’nin IŞİD’le savaşan görev gücünü yöneten Tümgeneral James Jarrard’ın, ekimde Bağdat’tan verdiği bir video brifingde, Suriye’de sahada 4 bin civarında Amerikan askeri olduğunu dile getirdiğini aktarmıştı. Jarrard’ın, derhal sözlerini düzeltip Suriye’de sadece 503 ABD askeri olduğunu ifade ettiği de sonradan düzeltilerek yeniden aktarıldı.

Sputnik’te yer alan habere göre ise Pentagon Sözcüsü Binbaşı Adrian Rankine-Galloway, sayım prosedürleri nedeniyle Kuvvetler Düzeyi İdaresi rakamları içinde bazı personelin sayılmadığını aktardı. Rankine-Galloway, bunların sözleşmeli personel, bakanlığın muharebe destek kurumlarına bağlı olarak geçici görevli personel ve diğer Amerikan kurumlarını ya da belli hassas görevleri destekleyen askeri personel olduğunu belirtti.

‘Rusya, ABD’yi Suriye’yi Parçalayacak Bir Güç Olarak Görüyor’

Vladimir Putin ve Beşar Esad portrelerini taşıyan insanlar (Suriye Savaşında Rusya)

Washington Post’un haberini Facebook’tan değerlendiren Rusya parlamentosunun üst kanadı Federasyon Konseyi’nin Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Konstantin Kosaçev, ABD’nin Suriye’den çıkmayıp burada kontrolü altında bir bölge oluşturmayı planlamasının tesadüf olmadığını öne sürdü.

ABD’nin Suriye’yi parçalama girişimi üzerinden garantör ülkeler Rusya, Türkiye ve İran’la pazarlık yaptığını belirten Kosaçev, “ABD’li ‘hükümete bağlı’ basın kuruluşlarında çıkan haberler elbette tesadüf değil. Bu gelişme, oyunun sonuna gelindiğinin kanıtı. Birçok kişi, finalde Suriye’deki siyasi sürece nüfuz edebileceği avantajlı bir konum elde etmek için birbiriyle yarışıyor” cümlelerini kurdu.

Soçi’de gerçekleştirilen Putin, Erdoğan, Ruhani zirvesiyle ABD’nin ‘Suriye trenini’ kaçırdığının görüldüğünün, Washington’un trenin son vagonuna yetişmeye çalıştığına vurgu yapan Kosaçev, ABD’nin son vagona yetişmek için kullanabileceği tek yol olan ‘Suriye’yi bölme’ yoluna başvurduğunu ve Suriye topraklarındaki gayrimeşru varlıklarını artırma girişiminde bulunduğunu ileri sürdü.

Rus senatör değerlendirmesinin sonunda şunları aktardı: “Bu tehditlerin ne kadar gerçekçi olduğunu zaman gösterecek. Mevcut ABD politikasının bölgedeki zigzagları öngörülemiyor ve bu politikanın İran’ı zayıflatma dışındaki amaçları belirsiz.”

[Via Sputnik]