Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 15 Temmuz ile ilgili bazı ifadelerde bulundu.

Katıldığı FOX TV özel yayınında konuşan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 15 Temmuz’un bir askeri darbe olmadığını, FETÖ’nün silahlı darbesi olduğunu vurgulayıp, darbe girişiminin bir oyun-senaryo olmadığını düşündüğünü ifade etti.

Başbuğ, “Bunu TBMM 15 Temmuz’u araştırma komisyonunda da söyledim, burada da ifade edeyim; 15 Temmuz darbe girişiminin başarılı olamamasının en önemli nedeni Türk Silahlı Kuvvetlerinin komuta kademesinin bu darbeye karşı direnmesidir. Aksi olsaydı ne olurdu diye düşünmek bile istemiyorum. Allah korusun” dedi.

15 Temmuz’da başta Hulusi Akar olmak üzere TSK komuta kademesinin iyi bir sınav veremediğini de kaydetti.

Başbuğ’un, kendisine yönelik tutuklamanın FETÖ’nün ilk ciddi meydan okuması olduğunu, hemen ardından MİT tırları vb. olayların geldiğini söyledi.

Gazeteci İsmail Küçükkaya’nın “Nasıl oluyorda TSK’ya bu kadar FETÖ’cü sızabiliyor” sorusuna yanıt veren Başbuğ, MİT’i işaret etti.

ABD, Rusya ve Türkiye Genelkurmay Başkanları Antalya’da Görüştü [Foto: ARŞİV GettyImages]
Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, FETÖ‘nün TSK‘ya nasıl yerleştiği konusunda canlı yayında konuşmadı fakat darbeler komisyonundan Emre Taner’in bildirisinin ne olduğuna bakılsın, bu sorunun cevabı yazıyor diyerek konuyu kapattı.

Eski MİT müsteşarı Emre Taner şu ifadelere yer vermişti:

Taner, MİT Müsteşarlığı görevini üstlendiği zamanda, dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “2002-2010 yılları arasında TSK içinde şu kişiler Cemaat’e mensuptu şeklinde bir rapor gelmedi’ sözlerinin hatırlatılması üzerine “‘Şu albay, şu general, şu şudur’ diye bizim tarafımızdan seslendirilmesi mümkün değildir” dedi.

Oslo Görüşmeleri’ni, bu çözümün olmasını istemeyenler sızdırdı. Oslo’da masa başında oturanlar böyle oturuyor. Norveç, İngiliz Gizli servisi hattını bağlamış. Bizim koparıp almak isteyişimizin nedeni bu. Bu olayın arkasında Türkiye’nin Kürt meselesini çözmek istemeyenler var. Örgütün büyük bir bölümü istemedi. Fethullah Gülen ve arkadaşları bu problemin mevcut hükumet tarafından çözülmesinden rahatsızdı.

Eski MİT Müsteşarı Emre Taner

AKP İstanbul Milletvekili Ravza Kavakçı Han, yine darbe komisyonunda konuşan eski Emniyet Genel Müdürü Cevdet Saral’ın “Fethullah Gülen yurt dışına kaçtı” ifadesini hatırlatarak “Amerika’dan destek olduğunu düşündüğünüz için mi ‘Gülen daha rahat hareket edebilmek için yurt dışına gitti’ dediniz?” diye sordu. Bu soru üzerine Eski Mit Müsteşarı Emre Taner, “Yani şimdi, orada ‘Gitti, kaçtı’ tabirleri arasına sıkışmamak lazım. MİT’in o dönemde Gülen’e dönük yoğun baskısı ve faaliyeti vardı hatta o dönemde ben İstanbul Bölge Başkanı’ydım bunu çok iyi hatırlıyorum: Ümraniye’de kaldığı eve saat farkıyla girdik, dakika farkıyla girdik; yatağı sıcaktı ama kendisi yoktu çünkü içeriden haber vermişlerdi, polisten haber vermişlerdi. Şimdi, böyle bir noktada artık başına gelecekleri hesap ettiği için Türkiye’de kalmak istemedi” dedi.

2004 Milli Güvenlilk Kurulu Toplantısı

Hilmi Özkök’ün anlatımları hem, “TSK gerekli uyarıyı yapmış, ama iktidar duymazdan gelmiş” diye değerlendirildi, hem de “FETÖ’cülük suçunun” başlama tarihinin Sayın Erdoğan’ın belirlediği gibi, 17/25 Aralık 2013 değil, 2004 olması gerektiği şeklinde yorumlandı.

Ömer Dinçer uzun yıllar Başbakanlık Müsteşarlığı yapan, 2004’te de bu görevde ve aynı zamanda irticayla mücadeleyi takiple sorumlu Başbakanlık Uygulamayı Takip ve Koordinasyon Kurulu (BUTKK)’nun başkanıydı.

BUTKK 28 Kasım 1997’de Mesut Yılmaz hükümeti tarafından kurulmuştur. Bu kurulun görevi MGK’nın 28 Şubat’ta aldığı kararların uygulanmasının takibini ve koordinasyonunu yapmaktır.

Dinçer geçen Aralık 2015’te çıkan “Türkiye’de Değişim Yapmak Neden Bu Kadar Zor?” isimli kitabında o günleri de enine boyuna anlatıyor. Özetleyelim:

– 18 Mayıs 2000’de de “İrticai (Siyasal İslâm) Faaliyetlere Karşı Yürütülecek Mücadele Stratejisi” Ecevit hükümeti tarafından Bakanlar Kurulu kararı haline getirilir.

– 28 Şubat’taki karara ek olarak belirlenen “Rejim Aleyhtarı İrticai Faaliyetlere Karşı Alınması Gereken Tedbirler” 18 başlıkta toplanmıştır. Bunlar arasında, “Radikal dinci kesimin kamu kuruluşlarına sızmalarının önlenmesi” şeklinde bir başlık da vardır.

Milli Güvenlik Toplantısı

Ömer Dinçer, Erbakan’ın Hatasına Düşmeyip, Dosyaya Kaldırmış olduğunu ekliyor.

2004 MGK kararına gelince; İşte Ömer Dinçer’in kaleminden o olay:

“MGK çabaları pekiştirmek ve daha da derinleştirmek için Ağustos ayında yeni bir hamle daha yaptı. AK Parti iktidarını reform çabalarından uzaklaştırmak ve köşeye sıkıştırmak amacıyla Fethullah Gülen Cemaatine yönelik yeni bir mücadele planını devreye sokmak istedi. MGK 24 Ağustos 2004 tarihinde yaptığı toplantıda, ’24 Haziran 2004 tarihli MGK toplantısının ana gündem maddelerinden biri olan ‘Türkiye’deki Nurculuk Faaliyetleri ve Fethulah Gülen‘ konusu gündeme gelmiş, yurtiçi ve yurtdışı faaliyelerine karşı bir eylem planı hazırlanması uygun görülmüş ve bu konudaki tavsiye kararının Hükümete bildirilmesi…’ şeklinde bir karar verdi.”

Demek ki, bu tüm cemaatlere değil, sadece Gülen Cemaatine yönelik bir plandı!..

Peki bunun ardından ne olmuş? Dinçer böyle devam ediyor:

“Tavsiye kararı Başbakanlığa bildirildikten sonra konuyu Başbakanımıza açtım ve gelen yazıyı ‘dosyasına’ kaldırmaya karar verdik. Bu karar metni Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılmadı ve hakkında hiçbir işlem yapılmadı. MGK’nın 1997 yılında irticayla mücadele kararında yapılan hata burada tekrarlanmamıştı. Konudan MGK toplantısına katılan bakanlar dışında kimsenin haberi olmadı ve onları endişeye sevk edecek bir sonucun doğmamasına özen gösterildi.

Bütün toplumsal ve siyasi riski hükümet adına Sayın Başbakanımız, hukuki riski ise ben üstlenmiştim. Darbe söylentileriyle büyük bir baskı altında olsak da bize güvenen insanları sıkıntıya sokacak bir adım atmamıştık. Nitekim ülkede bütün vatandaşlarımız rahatça ve huzur içinde günlük hayatlarına devam etme imkanı buldu. Hükümet kapalı kapılar ardında kendisine yöneltilen baskılara dağ gibi göğüs germişti. Bu tavrın bir bedeli vardı. Bu bedel, Ergenekon çetesinin tuzakları ve merkez medyanın karalama çabalarıyla ödendi.”

“Gerçi 2004 yılındaki tavrımız onlar Cemaat oldukları için değildi, bu ülkede yaşayan insanların hak ve özgürlüklerini teslim etmek içindi, demokrasinin gelişmesi ve seçilmiş hükümetlerin muktedir olması içindi. Demokrasi ve insan hakları bağlamında yapılan mücadeleden o gün için Cemaat daha çok yararlanmıştı. Bu ülkede yaşayan her bir vatandaşın temel hak ve özgürlüklerinin korunması hepimizin görevidir. Bugün de olsa yine benzer tavırla yetkilerimi kullanacağıma hiç şüphe yok.”

İlker Başbuğ kimdir?

Mehmet İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 26. Genelkurmay Başkanı Türk orgenerali ve yazar olan İlker BAŞBUĞ, 1943 yılında Afyonkarahisar’da doğmuş.

Org. İlker Başbuğ, 26’ncı Genelkurmay Başkanı olarak 30 Ağustos 2008 ile 27 Ağustos 2010 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetlerinin Komutanlığını yapmıştır.

1993-1995 yıllarında güneydoğuda yaptığı görev nedeniyle  TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası almış olan Başbuğ, ayrıca TSK Üstün Hizmet Madalyası, TSK Şeref Madalyası sahibidir

Org. Başbuğ, emekliliğinden yaklaşık 2 yıl sonra tanık olarak dinlenilmesi beklenen davada ara yönetici iddiası ile “Silahlı Terör Örgütü Yönetmek” gibi çok ağır bir suçlama ile başlatılan soruşturmanın 4ncü günü tutuklanmıştır. Başbuğ, 2 yıl 2 ay Silivri cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edildi.

Hulusi Akar Kimdir?

Hulusi Akar, Türk asker ve 29. ve mevcut Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanıdır.

Orgeneral Hulusi Akar, 1952 yılında doğmuştur ve aslen Kayserilidir.

Hulusi Akar’ın hayatı ve mesleğiyle ilgili detayları ise oldukça renklidir. TSK içinde ‘Seri Paşa’ lakabıyla biliniyor. TSK içinde detaylara takılmadan verdiği hızlı kararlarla bilenen Hulusi Akar, aynı zamanda ‘Sivil gibi düşünüp, asker gibi hareket etme’ prensibiyle de biliniyor.

Orgeneral Hulusi Akar

Genelkurmay Başkanlığınca, İç Güvenlik Harekâtındaki başarılarından dolayı TSK Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası ile ödüllendirilmiş olan Orgeneral AKAR, ayrıca TSK Üstün Hizmet Madalyası ve TSK Şeref Madalyasıyla taltif edilmiştir.

Orgeneral AKAR, aynı zamanda Bosna-Hersek SFOR Harekâtı NATO Madalyası ve Üstün Hizmet Madalyası, Kosova KFOR Harekâtı NATO Madalyası, Kore Millî Güvenlik Liyakat Madalyası, ABD Liyakat Madalyası, Kazakistan Silahlı Kuvvetleri 20’nci Yıl Dönümü Madalyası ve Kırgızistan Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı Üstün Hizmet Madalyası, Azerbaycan Cumhuriyeti Askerî İşbirliği Alanında Üstün Hizmet Madalyası, Azerbaycan Serhat Muhafazasının 95’inci Yılı Kuruluş Madalyası ve Pakistan Nişan-ı İmtiyaz madalyası sahibidir.

Orgeneral AKAR, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ile Boğaziçi Üniversitesi’nde çeşitli akademik programlara katılmıştır.

Orgeneral Hulusi AKAR, Bayan Şule AKAR ile evli ve iki çocuk babasıdır. İngilizce bilmektedir.