İran’ın başkenti Tahran’da Suriye krizini görüşmek üzere bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ortak basın toplantısı düzenleyerek 12 maddelik ‘Tahran Bildirisi’ni imzaladı.

Tahran’da düzenlenen İdlib zirvesi ardından açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtemel bir göç dalgasıyla ilgili, “Biz şu anda 3.5 milyona ev sahipliği yapıyoruz. İdlib’in nüfusu 3.5 milyon. Böyle bir 3.5 milyona daha ev sahipliği yapmaya gücümüz de imkanımız da yetmez” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu zirveler, Suriye’de gelinen noktanın muhasebesini yapmak ve ileriye dönük adımların tespiti bakımından da önemli fırsatlar sunmaktadır” dedi.

Erdoğan, “Bugün burada bulunma sebebimiz yaşanan insani drama son vermenin yollarını aramaktır. Bugün üçüncüsü gerçekleştirdiğimiz üçlü zirve, Suriye’de istikrar sağlama konusunda belli bir mesafe alınmasına katkı sağlamıştır. Yaklaşık 8 yıldır devam eden bir ihtilafın bir günde çözülmesini beklemek elbette mümkün değildir. Ancak yangını seyretmek yerine söndürmenin yollarını arıyoruz. Bunun için elimizi taşın altına koyuyoruz” ifadelerini kullandı.

‘ATACAĞIMIZ ADIM GÖÇÜ ENGELLEMEKTİR, BUNUN İÇİN TERÖRLE MÜCADELEDE BAŞARILI OLMALIYIZ’

Erdoğan, İdlib’de yaşanacak bir göç dalgasına dair soru üzerine, şunları söyledi:

“Biz şu anda zaten 3.5 milyona ev sahipliği yapıyoruz. İdlib’in şu anda nüfusu 3.5 milyon. Böyle bir 3.5 milyona daha ev sahipliği yapmaya gücümüz de imkanlarımız da yetmez. Astana sürecinin 3 tane garantör ülkesi olarak bir gayretin içerisindeyiz. Soçi’de başlayan süreç Ankara ve bugün Tahran’la devam ediyor.

Şu anda atacağımız adım, birlikte buradan (İdlib) olabilecek göçü engellemektir. Bunun için de terörle mücadelede başarılı olmamız lazım. Özellikle silahların bırakılmasını sağlamaya yönelik buradan çıkan mesaj, terör gruplarına da çok kararlı bir duruşun ifadesidir. Bunu başarmamız gerekiyor. Çünkü oradaki iltica, göç, vs. bunu durdurmamız bizim için çok önemli. Az önce Putin’in ifade ettiği Rakka olayı, Dara olayı, oradan bile bizler yüzlerce insanı ülkemize aldık, bunlara sağlık noktasındaki her türlü tedaviyi yapabilmek için şu anda İdlib’de benzer durumla karşı karşıya kalabiliriz.”