HIV virüsü taşıdığı belirtilen hamile bir kadın, geçtiğimiz çarşamba günü doğum sancıları tutunca Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi’ne getirildi.

Hastane kadını hastaneye kabul etmek istemedi.

İddiaya göre hastanın yakınlarına kadının HIV virüsü taşıyıcısı olduğu için başka bir hastaneye götürülmesi gerektiği ifade edildi ve ayrıca doğuma doktorların girmek istemediği de söylendi.

Habertürk gazetesinden Veysi İpek’in haberine göre, kadının yakınları başka bir hastaneden sevk geldiklerini ve gidecek başka bir hastane olmadığını belirterek doğumun Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılması gerektiğini belirttiler.

Başhekimliğin devreye girmesi üzerine HIV’li kadın hastaneye kabul edildi ancak bu kez de sorumlu doktor ameliyata girmek istemedi.

Sezaryen doğumu gerçekleştirmek için o gün hastanede icapçı (nöbeti hastane yerine evde tutan ve her an hastaneden çağrılmayı bekleyen) doktor olan Yrd. Doç. Dr. F.F. çağrıldı.

Fakat bir iddiaya göre, F.F., hastanın HIV’li olması sebebiyle operasyona girmeyi kabul etmediği öne sürüldü.

O esnada klinikte bulunan bazı doktorların da icapçı olmadıklarını söyleyerek ameliyata girmedikleri de belirtildi. Bunun üzerine ameliyat için bölüm sorumlusu Doç. Dr. E.A. evden çağrıldı ve hastaneye geldi.

2 ay önce göreve başlayan asistan doktor D.D. de kadroya dahil edildi. Ameliyatı; Doç. Dr. E.A., asistan doktor D.D., anestezi uzmanı, anestezi teknisyeni ve 1 ameliyathane hemşiresinden oluşan 5 kişilik ekip yaptı.

Ameliyat sırasında asistan doktor D.D’nin eline iğne battı.

HIV virüsü kapma ihtimali üzerine gözetim altına alınan D.D.’ye ilaç tedavisi devam ediyor. 3 ay önce evlenen D.D.’ye, ilaç tedavisini evde sürdürmesi için izin verildiği öğrenildi.

Yenidoğan kliniğinde koruyucu elbiseler giyen sağlık personeli tarafından temizlenen bebek, klinikte 3 saat kontrol altında tutuldu. Bebek ise HIV virüsünden korunması için ilaç tedavisi başlatıldıktan sonra ailesine teslim edildi.

Öte yandan, sorumlu doktorların yerine 2 aylık asistanın ameliyata alınmasını protesto eden bölümdeki asistanlar dün sağlık raporu alarak işi bıraktı.

20’yi aşkın asistan işi bırakınca klinikteki hemen hemen bütün hastalar taburcu edildi. Bazı hastalar tedavilerinin devamı için kentteki başka hastanelere başvuru yaptı. Hafta sonu ve yılbaşı tatilinin araya girmesiyle birlikte hastalar mağdur oldu.

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Doğum Bölümü’nde ise 2 profesör, 3 doçent, 2 yardımcı doçent, 2 başasistan ve 20 asistan görev yapıyor.

Dicle Üniversitesi Rektörlüğü’nce, HIV’li kadının klinikte yatmasına ve ameliyatına direnç gösteren klinik sorumlusu, operasyonu gerçekleştirmek zorunda olmasına rağmen ameliyata girmeyen icapçı doktor (nöbeti hastane yerine evde tutan ve her an hastaneden çağrılmayı bekleyen doktor) ve asistanlar ile ameliyathanede gerekli malzemelerin eksikliğini hastane yönetimine zamanında bildirmeyen görevliler hakkında soruşturma başlatıldı.

Rektörlük, soruşturma için Tıp Fakültesi Dekanlığı’na yazı yazarken, rapor alıp, hastaneye gelmeyen asistanlarla da görüşme gerçekleştirdi. Yapılan görüşmenin ardından asistanların pazartesi günü işbaşı yapacağı aktarıldı.

Peki sorumlu doktorun korunup daha sonra ameliyatı gerçekleştirme ihtimali var mıydı? Evet bu bariyerli eldivenler ile yapılabilirdi.

BARİYERLİ ELDİVENİN KULLANILMASI GEREKEN DURUMLAR

Sağlık Bakanlığı’nın ‘Sağlık Çalışanların Sağlığının Korunması ve Kişisel Koruyucu Malzemeleri Kullanma Talimatı’na göre, bariyerli eldiven kullanılması gereken durumlar şöyle:

  • Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastaları ile HIV pozitif-hastalara yapılacak her tür invaziv işlemden önce.
  • HCV ya da HIV pozitif hastalarda cerrahi girişimlerde.
  • Tansiyon ölçümü, ateş ve nabız ölçümü, subkutan ve intramüsküler enjeksiyon, hastanın giydirilmesi, banyo yaptırılması, hastanın taşınması ve nakli, sekresyonsuz göz/kulak muayenesi, kan sızıntısının olmadığı damar yolu kontrolü gibi hastanın vücut sıvı ve sekresyonları ile temas olasılığının olmadığı direkt hasta teması gerektiren işlemlerde.
  • Telefon kullanımı, hasta dosyası/günlük notların doldurulması, hastaya oral tedavi verilmesi, hastaya yemeğinin verilmesi/toplanması, yatak takımlarının değiştirilmesi, non-invaziv mekanik ventilasyon aletlerinin takılması, oksijen kanülünün takılması gibi hastanın vücut sıvı ve sekresyonları ile temas olasılığının olmadığı indirekt hasta teması gerektiren işlemler.

[Via Habertürk/Veysi İpek]