HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a verilen hapis cezasının onanmasıyla AİHM kararı hükümsüz kılındı. Demirtaş ve diğer HDP milletvekillerine verilen cezalara ilişkin süreç, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla başlıyor.

Artı Gerçek’ten Derya Okatan’ın haberine göre, hukukçu Kerem Altıparmak’a göre AİHM dokunulmazlık başvurusunu karara bağlasaydı tüm bunlar yaşanmayabilirdi.

AİHM eski yargıcı Rıza Türmen ise AİHM’den dokunulmazlık başvurusunda ihlal kararı gelmesi durumunda davaların düşmesi gerektiğini söylüyor.

HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve HDP eski Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, çözüm sürecinin devam ettiği günlerde, 2013 yılında İstanbul’da düzenlenen Newroz’daki konuşmaları nedeniyle hapis cezasına çarptırılmıştı.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu kararı dün İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi’nce onandı.

Ceza 5 yılın altında kaldığı için Yargıtay’a itiraz hakkı bulunmazken, kararla birlikte AİHM’in Demirtaş’ın tahliye edilmesi gerektiği yönündeki kararı da hükümsüz kaldı.

‘SÜREÇ DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASIYLA BAŞLADI’

Demirtaş ve diğer HDP milletvekillerine ceza yolunu açan süreç, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla başladı.

Bu sürecin miladı ise AKP’nin oy oranının yüzde 40’a düştüğü, HDP’nin ise yüzde 13’e yükseldiği 7 Haziran 2015 seçimleri oldu. AKP, seçim sonuçlarını fiili olarak tanımadı.

Seçimlerden yaklaşık iki ay sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Meclis’teki siyasetçi görünümlü terör örgütü yandaşlarının dokunulmazlıkları kaldırılmalı” dedi. Bu açıklamayla düğmeye basılmış oldu.

Erdoğan’ın bu açıklamasından sonra 10 ay içinde milletvekilleri hakkında 328 fezleke hazırlandı ve dokunulmazlıkları kaldıran anayasa değişikliği gündeme geldi.

Anayasa’ya eklenen geçici madde, 20 Mayıs 2016 tarihinde TBMM’de kabul edilerek yasalaştı. Geçici madde uyarınca dokunulmazlıklar, 20 Mayıs 2016 tarihine kadar TBMM Başkanlığı veya Adalet Bakanlığı’na savcılıklardan ulaşan fezlekelerle sınırlı ve bir defaya mahsus olarak kaldırıldı.

Avrupa Konseyi’nin bir danışma organı olan Venedik Komisyonu, Anayasa değişikliğinin eşitlilik ve orantılılık ilkesine aykırı olduğuna karar verirken, bu görüş iç hukukta karşılık bulmadı. Anayasa değişikliğinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurudan ret kararı geldi.

AYM’nin 3 Haziran 2016’da açıkladığı karardan bir ay sonra, 7 Haziran seçimlerinin yıl dönümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa değişikliğini onayladı.

5 ay sonra da 4 Kasım 2016’da, HDP’nin o dönem Eş Genel Başkanları olan Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu 12 milletvekili evlerinden gözaltına alındı ve tutuklandı.

HDP, Anayasa Mahkemesi’nin ret kararının ardından iç hukuk yolları tükendiği için dokunulmazlıkları kaldıran Anayasa değişikliğini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımıştı. Ancak AİHM bu başvuruyu hala gündemine almadı.

ALTIPARMAK: DOKUNULMAZLIK ÇÖZÜLMEDEN KARARLARIN ANLAMI YOK

Hukukçu Kerem Altıparmak, AİHM’in bu başvuruya öncelik vermesi gerektiğini belirtiyor.

Altıparmak, dokunulmazlıkları kaldıran Anayasa değişikliğinin milletvekillerinin seçme ve seçilme hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle AİHM’e yapılan başvurunun üzerinden 2,5 yıl geçtiğini hatırlattı.

Venedik Komisyonu’nun AİHM’e başvurudan kısa süre sonra anayasa değişikliğinin belli bir grup milletvekilini hedeflediği, bu nedenle de uluslararası standartlara uygun olmadığını saptadığını kaydeden Altıparmak, bu başvuruyu gündemine almayan AİHM’in tutukluluklara öncelik verdiğini söyledi.

Altıparmak, şöyle devam etti:

Ama o zamandan beri benim iddiam, dokunulmazlık meselesi çözülmediği sürece tutukluluk ile ilgili verilen kararların hiçbir anlamı olmayacağı. Çünkü tutukluluk meselesi sadece bir dosyada verilir. Bu olayda (Demirtaş) gördüğümüz gibi başka bir dosyadan ceza verip onu etkisiz hale getirebiliyorsunuz. Diğer milletvekilleriyle ilgili tutukluluk başvurularında bu imkan bile kalmadı, çünkü hükümlü hale geldiler. AİHM tutukluluk ihlali bulsa bile hükümet diyecek ki bunları hükümlü hale getirdim. Bunun tek çözümü AİHM açısından dokunulmazlıklarla ilgili kararı vermesiydi.

‘AİHM HÜKÜMETE MANEVRA ALANI BIRAKTI’

Altıparmak, milletvekillerinin tutukluluklarıyla ilgili AİHM’e başvurularında, anayasa değişikliği nedeniyle yasallık ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürdüklerini hatırlatarak, “Eğer AİHM buradan ihlal bulmuş olsaydı hükümet bu hamleyi yapamazdı. Çünkü o zaman dokunulmazlığın kaldırılması usulden kaynaklı bir sorun olduğu için sadece tutuklu olduğu dosyada değil bütün dosyalar için yasallık ortaya çıkacaktı. Ama AİHM burayı atlayarak hem yeni bir karar vermiş gibi gözüktü ama nihayetinde hükümete manevra alanı bıraktığı için hiçbir sonucu olmayan bir karara imza atmış oldu. Hükümet şikayetçi gibi görünüyor ama bu sonuçtan memnundur” dedi.

Altıparmak, “AİHM’in siyasi bir tavır gösterdiğini düşünüyor musunuz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

Ben bunu kanıtlayamam ama şunu söyleyebilirim, AİHM bu konudan haberdar. Çünkü önünde başvurular var, Venedik Komisyonu raporu var. Göz göre göre raporu yok sayıp, ‘Anayasa Mahkemesi karar vermiş, ulusal hukukta geçerli bir yasa’ diyerek geçiştirmesi benim açımdan cevaplanmaya muhtaç bir soru. Bunu tartışmadan bu kadar basit bir şekilde kestirip atması bana doğru gelmiyor ama nedir bunun arkasındaki motivasyon derseniz onu kanıtlayamam. Çünkü mahkeme de diyor ki, ‘18. maddeden ihlal verdik, tahliye verdik.’ Ama bu husus orada duruyordu ve karara bağlanmış olsaydı biz başka şeyleri konuşuyor olurduk.”

TÜRMEN: İHLAL VERİRSE DAVALAR ÇÖKER

AİHM eski yargıcı, CHP İzmir eski Milletvekili Rıza Türmen ise AİHM’in bir öncelik listesi olduğunu hatırlatarak, bu listede tutuklamanın önceliğe sahip olduğunun altını çizdi.

Türmen, ancak AİHM’in dokunulmazlık başvurusunda ihlal bulması durumunda tüm davaların çökeceği yorumu yaptı.

Türmen, “AİHM ihlal bulursa, yine sonuçları olur, hem Demirtaş için hem de dokunulmazlığı kaldırılan diğer milletvekilleri için. Dokunulmazlığın kaldırılması yanlışsa, Demirtaş’ın tutuklanması da yanlış olur. Açılan dava da o zaman çöker. O zaman serbest bırakılması gerekir” dedi.

Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder’e verilen ceza konusunda Anayasa Mahkemesi ve AİHM’i işaret eden Türmen, davanın düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamına girdiğini kaydetti.

Türmen, “2013 yılında söylenmiş bir takım laflar var ki bir politikacının böyle laflar söylemeye her zaman hakkı vardır. İfade özgürlüğüne girer” dedi.

KANUNA KARŞI KURNAZLIK

AİHM kararına rağmen başka bir davadan cezanın onanmasını “kanuna karşı kurnazlık” olarak nitelendiren Rıza Türmen, şunları söyledi:

“AİHM kararının uygulanmaması için başka bir dava açıldı, kanuna karşı kurnazlık yapılıyor. AİHM kararını uygulamamak için başka bir yol bulundu. Böylece AHİM kararı boşa çıkarılmış oldu. Bu ne kadar hukuki ve adildir, ayrı bir şey. Sadece Demirtaş değil, Sırrı Süreyya Önder de aynı şekilde. İfade özgürlüğü, adil yargılama hepsi yeni bir dava konusu.”

via Artı Gerçek