Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticileri dahil 20 kişinin yargılandığı davada karar çıktı.

DW’den Burcu Karakaş’ın aktardığına göre, Gazetecilerin çoğu hapis cezasına çarptırılırken, tutuklu İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay’ın tahliyesine karar verildi.

Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticileri dahil 20 kişinin yargılandığı davaya bugün Silivri’de devam edildi.

Sekizinci duruşmanın ikinci günü, avukat Duygun Yarsuvat’ın savunmasıyla başladı.

Yarsuvat, Cumhuriyet davasında hukuk dışında her şeyin olduğunu belirterek, “Ceza hukuku prensipleriyle halledebileceğimiz hiçbir şey bu iddianamede yer almamaktadır. Cumhuriyet gazetesini susturmak için hukuk bu davaya alet edilmiştir” dedi.

cumhuriyet davası ile ilgili görsel sonucu

Muktediri mutlu etmek için ceza kanununu değiştirilemeyeceğini belirten Yarsuvat, “Yayın politikasını beğenmiyorsan gazeteyi okumazsın olur biter. Ama bu sebeplerle ‘terör örgütüne yardım ediyor’ diye cezalandırmanın ceza hukukunda yeri yoktur” şeklinde konuştu.

Yarsuvat’tan sonra söz alan avukat Bahri Belen, Cumhuriyet davasının siyasi bir dava olduğunu, basın ve ifade özgürlüğünün kriminalize edildiğini dile getirerek, davanın Cumhuriyet’e ve muhalif gazetelere gözdağı için açıldığını ifade etti.

Tanık beyanlarında gazetenin farklı bir yayın politikası izlediğini söyleyenler ve bunun vakıf yönetimi değişiminden sonra yapıldığını söyleyenler olduğunu belirterek, “Ama burada kimse silahlı bir örgütün üyesi olarak bunun yapıldığını söylemedi” cümlesini kurdu.

“Hangi yayın hukuka aykırı?”

cumhuriyet davası ile ilgili görsel sonucu

Öğlen arasının ardından avukat Tora Pekin söz aldı. Avukat Pekin, “Hangi yayın, hangi ifade, niçin hukuka aykırı? Bununla teröre yardım suçu nasıl işleniyor? Bu yok. Savcılık bu incelemeyi asla yapmıyor. Nedeni de çok açık. Yaptığı anda bunların hiçbirinde gazetecilik dışında bir şey görülmeyecek” dedi. Avukat Pekin, duruşma savcısı hakkında ise Cumhuriyet gazetesini 2013 yılında Fethullah Gülen’e hakaret etmekle suçladığını ifade ederek, “Bugün Gülen’in gazeteye el koyduğunu iddia ediyor, bu suç şebekesine yardımdan ceza istiyor” şeklinde konuştu.

“Biz buradan başımız dik gideceğiz”

Avukat Fikret İlkiz, Cumhuriyet davası ile Türkiye’nin alnına kara bir leke sürüldüğünü dile getirerek, suçlamaların hukuki nitelik taşımadığını ifade etti.

İlkiz, “Bu davada gazetecilerin gazeteci, avukatların avukat olması suçtur. Cumhuriyet’in gazete olması suçtur. Adaletin hiçe sayıldığını görmek ne büyük bir yıkım” dedi.

Avukatların savunmalarından sonra son sözlere geçildi. Akın Atalay, “Heyetinizin kararı ne olursa olsun bilinmesini isteriz ki Cumhuriyet gazetesi ve biz Cumhuriyetçiler kötülüğe karşı direnmekten vazgeçmeyeceğiz. Çünkü bu yaşamımıza anlam katan şeydir” dedi.

Kadri Gürsel ise Cumhuriyet davasının gazeteciliğin suçlandığı bir dava olarak tarihte yer alacağını belirterek, “Biz buradan başımız dik gideceğiz, mesleğimizi yapmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

“İnsan özgürlüğünü kaybedince değerini anlıyor” diyen Murat Sabuncu ise, gazetecil
Mahkeme heyeti, aranın ardından yaklaşık dört saat sonra kararını açıkladı.

Akın Atalay’ın tahliyesine karar veren mahkeme, Turhan Günay, Bülent Yener ve Günseli Özaltay hakkında beraat kararı verdi.

Can Dündar ile İlhan Tanır’ın dosyalarını ayırdı.

Gazetecilere ceza yağdı

cumhuriyet davası ile ilgili görsel sonucu

Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı avukat Akın Atalay “güveni kötüye kullanmak” suçlamasından beraat, “örgüte yardım” suçlamasından 7 yıl, 3 ay, 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu hakkında “terör örgütüne yardım” suçlamasından toplam 7 yıl 6 ay, gazeteci Aydın Engin hakkında “terör örgütüne yardım” suçundan 7 yıl 6 ay, gazeteci Ahmet Şık hakkında “terör örgütüne yardım” suçundan toplam 7 yıl 6 ay, gazeteci Hikmet Çetinkaya hakkında “terör örgütüne yardım” suçundan 6 yıl 3 ay, gazeteci Orhan Erinç hakkında 6 yıl 3 ay, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyesi karikatürist Musa Kart hakkında “terör örgütüne yardım” suçundan 3 yıl 9 ay, okur temsilcisi Güray Öz hakkında “örgüte yardım” suçlamasından toplam 3 yıl 9 ay hapis cezası, avukat Mustafa Kemal Güngör, yazar Hakan Kara ile Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Önder Çelik hakkında “terör örgütüne yardım” suçundan 3 yıl 9 ay, gazetenin muhasebe çalışanı Emre İper hakkında 3 yıl 1 ay 15 gün, gazetenin yayın danışmanı gazeteci Kadri Gürsel hakkında “terör örgütüne yardım” suçlamasından toplam 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

“JeansBiri” adlı Twitter hesabının sahibi olduğu iddia edilen Ahmet Kemal Aydoğdu hakkında 10 yıl hapis cezası verildi.

Ayrıca Cumhuriyet çalışanları hakkında yurtdışı çıkış yasağı konuldu.

Murat Sabuncu: Özgür gazetecilik yapmaya devam edelim

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, kararın açıklanmasından sonra DW Türkçe’ye açıklamalarda bulundu.

Sabuncu, “Bu gazetecilik üzerinde bir Demokles’in kılıcı yaratmak için, gazetecileri korkutmak için açılmış bir davaydı, şimdi karar verildi. Yedi buçuk yıl hapis cezası aldım ben. Birkaç arkadaş da yine aynı şekilde hapis cezaları aldılar. Ama bunlar bizi cesaretle mesleği yapmaktan geri koymayacak ve hiçkimse de, Türkiye’deki gazeteciler de lütfen endişe etmesinler Demokles’in kılıçlarından. Özgür, özgün gazetecilik yapmaya devam edelim. Bu bizi gazetecilik yapmaktan yıldırmayacak olan bir karardır ama Türkiye’nin, Türkiye adaletinin ayıbıdır. Umut ediyorum ki bu karar Yagıtay’dan, üst yargıdan dönecektir diye düşünüyorum ve Türkiye’de yaşayan herkesi cesaretli olmaya davet ediyorum” ifadelerini kullandı.

“Basın hürriyetine ceza verildi”

Mahkeme kararını DW Türkçe’ye değerlendiren CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Gazetecilik ve halkın haber alma hakkının mahkum edildi. Tek sevincimiz Akın Atalay içerdeki cezaevinden dışarıya OHAL cezaevine tahliye edildi. Ama bu dava burada bitmeyecek. Dayanışma ile mutlaka ama mutlaka bu günleri değiştireceğiz” dedi.
Diyarbakır Baro Başkanı Ahmet Özmen ise “Cumhuriyet davasını her zaman için basın hürriyetine aykırı bir dava ve basın hürriyetine yönelik bir yargılama olarak gördük. Her fırsatta da bunu dile getirdik. Dosyanın takipçisi olduk. Bugün ne yazık ki alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle çok ağır cezalar mahkeme tarafından verildi. Bize göre bunlar basın ve ifade hürriyetine ve bir gazetenin yayın politikasına yönelik suçlamalar üzerine verilmiş bir ceza” şeklinde konuştu.

[Via Deutsche Welle Türkçe/Burcu Karakaş]