MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, katıldığı TV programında ‘AKP ile MHP ittifakındaki çatlak’ iddialarına ilişkin konuştu.

Bahçeli, “Geçmişte ne söylemişsem onun arkasında olduğumu söylüyorum. Bir yönetimdeki aksaklıkları, yanlışlıkları söylemek muhalefetin görevidir. Dün öyle söyledin diye bugün onları inkar ederek bugünkü Cumhur İttifakı’nda hepimiz kanka olacak halimiz yok” cümlesini kuran Bahçeli “15 Temmuz’u görüp, 251 şehidimiz 2 bin 194 yaralımız gazimizin olduğu bir dönemde hala kalkıp filan tarihte şunu söylemiştik filan tarihte bunu söylemiştik diye bir birlerimize husumeti geliştirmeni bir manası yoktur. Bu devlet adamlığı ile bağdaşmaz bu siyasetle de bağdaşmaz. Ama dün söylediklerimizi şimdi yanlıştır demiyoruz. O günkü şartlarda geçerli eleştirilerdir” şeklinde konuştu.

Muhalefet liderlerinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da yaklaşık 2 yıldır devam eden seçimden sonra OHAL’in kaldırılacağını açıklamasını yorumlayan Bahçeli, “FETÖ ve PKK terörünün kökü kazanmadan OHAL’in kaldırılmasını doğru bulmam” değerlendirmesinde bulundu.

Af çağrısını HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş üzerinden bir örnekle değerlendiren Bahçeli, “Adaylardan bir tanesi; tutuklu, Aynı zamanda PKK’nın siyasi uzantısının eş başkanı. Bunun aday olması düşündürücü. Dedim ki ben de 100 bin imza ile aday olunacaksa o zaman benim yakinen tanıdığım ülke sevdalısı arkadaşlarım var. Böyle bir anlayış hakim olacaksa bu arkadaşlarımı 100 bin imza ile aday gösterebilirdim. Bu insanları dışlamanın anlamı yok. Siz bunun affını istiyorsanız biz de bu arkadaşlarımızı 100 bin imzayla dışarı çıkarmaya teşebbüste bulunabilirdik. Alaattin Çakıcı ve Kürşat Yılmaz, benim ülküdaşlarımdır. İmarı affediyorsunuz insanı niye affetmiyorsunuz? Yeni bir sisteme geçiyoruz, mağdur olmuş insanların hediyelendirilmesi lazım” ifadelerine kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli NTV-Star TV ortak yayınında Nazlı Çelik’in gündeme ilişkin sorularını cevapladı.

Nazlı Çelik: Kandil operasyonu sürerken muhalefet adayları zamanlamasını manidar buldular bu operasyonun ve bir seçim yatırımı olarak değerlendirdiler.

Devlet Bahçeli: Her biri Cumhurbaşkanlığı adayı olarak toplumun huzuruna çıkan şahsiyetler. Bazı konular vardır ki bunlar beka meselesidir, milletin temel güvenlik meselesidir ve önemli bir köklü sorunun çözümünde atılan hayırlı adaımlardır. Bunları 4 günlük seçimle ilişkilendirerek Türkiye’nin mücadelesinin önünü kesmeye kalkmak caydırıcı bir vasıfla bazı dış güçlere hoş görünmek, PKK’ya taviz vermek çok yanlış bir hareketttir. Bu tür davranışların gereği yoktur. Seçim olsa da olmasa da Kandil’e Türk bayrağı dikilmelidir. Bundan niye rahatsız oluyorlar. 4 gün daha sabretsinler seçim nasıl olsa olacak. Bunu Kandil’le ilişklendirerek caydırıcılık görevini üstlenmiş bir takım zumreler olmaları çok dikkat çekicidir. Milletimiz bunları affetmeyecektir.

Nazlı Çelik: Aslında çok ağır eleştirilerde bulundunuz geçmişte gerek Adalet ve Kalkınma Partisi’ne gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve hatta seçim sürecinde de yeni Muharrem İnce meydanlarda sizin geçmişte kullandığınız bu kelimeleri de gösterdi. Ama şimdi baktığınızda bir ortaklık söz konusu.

Devlet Bahçeli: Geçmişte ne söylemişsem onun arkasında olduğumu söylüyorum. Bir yönetimdeki aksaklıkları, yanlışlıkları söylemek muhalefetin görevidir. Dün öyle söyledin diye bugün onları inkar ederek bugünkü Cumhur İttifakı’nda hepimiz kanka olacak halimiz yok. Onun için olayları doğru anlamak lazım. 15 Temmuz Türkiye’de herkesi bir araya getirebilecek çok büyük bir darbedir, çok büyük bir işkencedir, çok büyük bir ihanettir. Bu olaylar karşısında 15 Temmuz’u görüp, 251 şehidimiz 2 bin 194 yaralımız gazimizin olduğu bir dönemde hala kalkıp filan tarihte şunu söylemiştik filan tarihte bunu söylemiştik diye bir birlerimize husumeti geliştirmeni bir manası yoktur. Bu devlet adamlığı ile bağdaşmaz bu siyasetle de bağdaşmaz. Ama dün söylediklerimizi şimdi yanlıştır demiyoruz. O günkü şartlarda geçerli eleştirilerdir.

Nazlı Çelik: Kayseri’de bir toplantıda AK Partli vekillere bir uyarınız oldu, “fitneye düşmeyin” dediniz. Ne demek istediniz, kimi kastettiniz bu açıklamada?

Devlet Bahçeli: Adalet ve Kalkınma Partisi’nin geçmişte milletvekili olan hala adaylıkları devam eden bazıları yeni aday olan bazıları da adaylık vasfını kaybetmiş insanlar. Halkla münasebetleri sırasında ne Cumhurbaşkanını ağızlarına alıyorlar, ne Cumhur İttifakı’nı ağızlarına alıyorlar sadece ve sadece Adalet ve Kalkınma Partisi’nin mecliste güçlü olmasını telkin ediyorlar. Ama bunu yaparken de Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy vermenin bir manası yok zaten yüzde 2-3’lüktür diye bir propaganda başlatıyorlar. Bunun arkasını önünü düşündüğünüz vakit çok farkında olmadığını sonuçlar doğru Türkiye’yi götürür. Özelikle de Adalet ve Kalkınma Partisi’ni götürür. Cumhur İttifakı kurulmuş karşılıklı saygıyla. Bunu saptırıp Adalet ve Kalkınma Partisi’ni güçlü bir hale getirmek için ısrarlı şekilde Milliyetçi Hareket Partisi’ne verilecek oyları da kendi üzerine almak veya başka yerlere gitmesini engellemek gibi kendi oylarının bir çaba içerisinde bulunmanın meydanlarda söylemiyorsunuz, televizyonlarda söylemiyorsunuz.

Nazlı Çelik: Belirli isimler var mı?

Devlet Bahçeli: Olmaz olur mu? Söyleyemeyiz, söylersek fitneye biz de katılırız. Ama biz biliyoruz kimin kim olduğunu.

Nazlı Çelik: Devlet Bahçeli neden Cumhurbaşkanı adayı olmadı?

Devlet Bahçeli: Gerçekçi olmak lazım. 30-40 milletvekiliyle geldik. 5 tanesi gitti ihraç veya ayrılış. Geriye kalanlar içerisinde de 3-5 tane uyumsuzluklar var. Böyle bir durum karşısında nefsinizi öne çıkartan bir davranışla ben cumhurbaşkanı olacağım demenin bir manası var mı? Gerçekçi politika takip etmek önce ülkem ve milletim sonra partim ve ben demem lazım. Onun için 8 Ocak’ta Ankara yöneticilerinin de katılımıyla bir kahvaltılı basın toplantısı yaptık. Bir, cumhurbaşkanı adayı olmayacağım. İki, Milliyetçi Hareket Partisi’nden cumhurbaşkanı adayı çıkmayacak adayımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Çünkü Türkiye olursa biz varız. Böyle bir durumda reklam olsun diye 3-5 mitingle, vaatle milleti niye aldatayım ben. Hem grup kuramayacaksın diyorlar, hem barajı aşamazsın diyorlar biz bunları duya duya kalkacağız cumhurbaşkanı adayı olacağız.