Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen, HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın propaganda hakkının engellendiğine dikkat çekerek, serbest bırakılması için çağrıda bulundu.

Özmen, 24 Haziran seçimlerinde oy verme ve sayım işlemlerinde sonuna kadar gözlem ve tespitlerde bulunacaklarını da belirtti.

BBC Türkçe’den Hatice Kamer’in aktardığına göre, Diyarbakır Barosu seçim güvenliği, serbest seçim hakkı, eşit koşullarda propaganda hakkı, OHAL koşullarına dair tartışma ve itirazlarla seçime gidildiğini kaydetti.

selahattin demirtaş

Kürt Meselesinin çözümünden vazgeçilmesi, 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında ilan edilen OHAL ile Türkiye’nin demokrasiden hızla uzaklaştığınıgözlemlediklerini ifade eden Baro Başkanı, OHAL uygulamalarının kişi ve kurumlarıyla tüm toplumsal muhalefete yönelik baskı ve tutuklamalara dönüştüğünü söyledi.

“Siyaseten muhalif grupların tutuklanmalarının olağan kabul edilmesini OHAL rejimine, OHAL rejimini de keyfi bir yürütme tasarrufuna dönüştüren bu anlayıştan dönülmesini talep ediyoruz” ifadesini kullanan Ahmet Özmen sözlerine şöyle devam etti:

“Mevcut durum Türkiye’nin üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin belirlemiş olduğu seçim kriterlerine aykırılık taşımaktadır. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) Türkiye’de daha evvel yapılan bazı seçimleri nazara alarak ifade ettiği “Cumhurbaşkanı seçiminde tüm aday gösteren siyasi partilerin ve bağımsız adayların her seviyedeki seçim kurulunda temsil edilmesini ve/veya üye tayin etmesini garanti altına alacak şekilde yasal çerçeve değişiklikleri yapılması tavsiye edilmektedir. Eşit koşulların hükümet tarafından oluşturulması gerekmektedir.”şeklindeki çağrı ve tavsiyesine hükümeti uymaya çağırıyoruz. Bu bağlamda tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın eşit koşullarda seçime katılımını sağlamak için tutukluluğunun gözden geçirilerek serbest bırakılması çağrımızı yineliyoruz.”

‘YSK ve RTÜK şeffaf ve bağımsız olmalı’

Özmen, medyanın tek bir siyasi anlayışı, ittifakı ve propagandalarını seçmenlere ulaştırma gayreti olduğunu ve bu durumun demokrasinin ayağını sakatladığı belirtti:

“Salt bir ittifak veya adayın propagandasına yarayacak haber, ifade ve kanaat aktarma araçlarının seçmen iradesini sakata uğratarak haksız bir seçim rekabeti doğurduğunu kaygıyla gözlemlemekteyiz. Bu nedenle medya organlarının da kısıtlanmasına neden olacak her türlü baskı girişiminin sonlandırılması veya aday, ittifakların ve siyasi partilerin tamamına eşit derecede imkan tanınması için ilgili kurum ve kişilerin sorumluluklarının gereğini yerine getirmelerini beklemekteyiz. Bu bağlamda Yüksek Seçim Kurulu ve Radyo ve televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) şeffaf ve bağımsız olma yükümlülüğünü hatırlatırız.”

[Via BBC Türkçe/Hatice Kamer]