“Rusya ile ABD’nin yakınlaşması, Türkiye’nin Suriye’de hem Kürtlerle ilgili hesaplarına gölge düşürüyor.”

Gazeteci Fehim Taştekin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Vietnam’daki onayladıkları ortak Suriye Bildirgesi’ni yorumladı.

Taştekin, Putin ve Trump’ın, Suriye’de askeri çözümün olmadığı ve bütün tarafların Cenevre sürecine katılması konusunda anlaşmasının Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ‘hiddetlendirdi’ğini öne sürdü.

Gazeteci-Yazar Taştekin, “Bütün bu tartışmalar, arka planda geçen diyaloglar ve sahadaki güç dengeleri Türkiye’nin Fırat Kalkanı ile Suriye sahnesinde elde ettiği operasyonel ve caydırıcı pozisyonuna rağmen henüz istediğini koparacak durumda olmadığını gösteriyor. Özellikle de Türkiye’ye rağmen Rus-Amerikan yakınlaşmasında kaydedilecek anlamlı bir ilerleme, Kürtlerle çatışma olmadan bir çözüm bulunmasının yolunu açabilir” cümlelerini kurdu.

Taştekin’in Al Monitör’de yayınlanan, “Putin-Trump yakınlaşması Erdoğan’ın Suriye hesaplarına ters” başlıklı yazısının bir kısmı şöyle:

“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Vietnam’daki Asya-Pasifik Zirvesi sırasında Suriye’de askeri çözümün olmadığı ve bütün tarafların Cenevre sürecine katılması konusunda anlaşması Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hiddetlendirdi.

Suriye’de Rusya ve ABD’nin gündemlerinin yakınlaşması, Türkiye’nin Suriye’de hem Kürtlerle ilgili hesaplarına hem de Suriye’nin geleceğinde yer alma konusundaki beklentilerine gölge düşürüyor.

Erdoğan, Putin-Trump mutabakatını “Askeri çözüm söz konusu değilse o zaman çeksinler askerlerini. Dünya ahmak değil. (…) Merkezi yönetimin öldürdüğü insan sayısı 1 milyona ulaştı. Orada Türkiye’nin askeri yok ki! Çeksinler askerlerini, siyasi yönteme başvurulsun. (…) Seçime gitmenin yolları aransın. Amerika’nın Suriye’nin kuzeyinde beş hava üssü var. Bir de Rakka’ya hazırlıyorlar. Sekiz tane de ayrıca üssü var. Rusya’nın beş tane var. Bu gerçekleri nereye koyacağız?” diye eleştirdi.

Erdoğan bu öfkeyle 13 Kasım’da Putin’le görüşmek için Soçi’ye gitti. Görüşme sonrası iki lider ortak basın toplantısında Astana mutabakatı çerçevesinde çatışmasızlık bölgeleri oluşturma sürecinde ilerlemeler kaydedildiğini ve iş birliğinin süreceğini vurguladı. Erdoğan’ın tonu bu kez daha uzlaşmacıydı: “Siyasi çözüme odaklanabileceğimiz bir zemin oluştu. Bu arada Sayın Putin ile Trump arasındaki Vietnam’da yapılan açıklamayı önemsiyoruz.”

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov Erdoğan’ın Rus ve Amerikan askerlerinin çekilmesi çağrısına dair soruya “İki liderin tartıştığı konular çok karmaşık ve açıklanmayacak” cevabını verdi.

Kürtler bağlamında Ankara ile Moskova’nın uzlaşamadığı üç mesele var:

*Türkiye’nin İdlib’te çatışmasızlık rejimin kurulması planına vereceği katkıya karşılık Türk ordusunun Afrin’e operasyon yapılması.

*Kürtlerin siyasi çözüm müzakereleri çerçevesinde Rusya’nın ev sahipliğindeki Suriye Halkları Kongresi’ne davet edilmesi.

*Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) Cenevre sürecine dahil edilmesi.

Türkiye şimdiye kadar bütün platformlarda Kürtlerin resmen katılımını önledi.

Özellikle Astana sürecinde sergilediği iş birliğine rağmen Ankara’nın taleplerinin göz ardı edilmesi Türk hükümetini rahatsız ediyor. Erdoğan’ın Soçi’ye hareketinden önce Rusya ile Afrin’e ortak operasyonu konuştuklarını da belirtip “Onların da buradaki olumlu yaklaşımları bizim bu planımızı her an uygulamaya sokmamıza fırsat veriyor” demesi dikkat çekti.

Fakat Rusların Kürtlerle yürüttükleri temaslarından çıkan sonuç, Rusya’nın Afrin’e operasyon için yeşil ışık yakmadığını ve Kürtlerin çözümün parçası olduklarına yönelik ısrarını sürdürdüğünü gösteriyor.

Tam da Erdoğan Soçi’deyken İslam Devleti’ne (İD) katılmış Rus vatandaşı savaşçıların ailelerini Kamışlı’da Halk Savunma Birlikleri’nden (YPG) teslim alan Rusya Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Başkan Yardımcısı Ziyad El Sebsebi, Moskova’nın tutumunu şöyle aktardı: “Rusya Kürtlere karşı asla olumsuz bir tutum içinde olmamıştır. Kürtlerin haklarını elde etme isteklerini her zaman anlamıştır. Böyle devam edeceğiz.”

Halep doğumlu olan El Sebsebi, Cenevre ve Astana dahil tüm toplantılarda Kürtlerin yer alması için büyük çaba harcadıklarını belirtirken Suriye ordusu ve İran bağlantılı güçlerin, YPG ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bölgelere saldırması halinde Rusya’nın tepkisine dair soruya şu yanıtı verdi: “Rejim güçleri ile SDG arasında olası bir savaş durumunda Rusya taraf olmayacak, uzlaştırıcı rolü oynayacak.”

Bunlar, Erdoğan’ın bütün beklentilerini açığa düşüren açıklamalar.

Kürt kaynakların verdiği bilgiler de Erdoğan’ın bütün yakınmalarına rağmen sürecin Ankara’nın öngördüğünden farklı bir şekilde ilerlediğine işaret ediyor. Kamışlı’da El Sebsebi’yi ağırlayan Cezire Kantonu Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Ebdulkerim Ömer, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada Rusya’nın Kürtleri siyasi çözüm sürecine katma ısrarını sürdürdüğünü vurguladı. Ömer Rusya’nın Soçi’de yapmayı planladığı Suriye Halkları Kongresi’ne demokratik özerk yönetimin farklı birimlerinden Kürt, Arap, Süryani, Aşuri, Ermeni, Çeçen ve Türkmenlerden oluşan temsilcilerin katılacağını kaydetti.

Ömer Şam’la müzakereler konusunda ise yeni bir durum olmadığını not etti: “Geçen yıl Himeynim’de Rusların arabuluculuğunda rejimle Suriye’nin geleceğini, Kürtlerin haklarını ve Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’nun durumunu tartıştık. Fakat rejim siyasi çözümü tartışmaya hazır değil. Yönetimle yeni bir temas yok.”

Ömer Afrin’e operasyon ihtimaline dair de “Karışık bir mesele. Rusya, İran ve ABD gibi bölgesel ve uluslararası oyuncuların bu tür bir saldırıya karşı çıkacağına inanıyoruz.” dedi.”

[Via Fehim Taştekin]