CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, AİHM’in HDP eski Eş Başkanı Selahattin Demirtaş kararını ele aldı.

Kararın en önemli noktasının Türkiye’den yapılan başvurular bakımından ilk defa sözleşmenin 18. maddesi konusunda bir ihlal tespiti olduğuna vurgu yapan Tanrıkulu şunları söyledi:

AİHM 18. MADDE KARARINI İLK KEZ VERDİ: AİHM yaşam hakkı, ifade özgürlüğü, işkence yasağı, özel yaşama müdahale gibi bir çok konuda ihlal kararı verdi ama bu haklarla bağlantılı 18. Madde ihlalini ilk defa Selahattin Demirtaş için verdi. Siz hem tutuklamayı hem de buna bağlı diğer hakları hukuki motivasyonlarla değil başka gerekçelerle kullandınız. Yani tırnak içinde “siyasi nedenlerle” kullandınız. Bu tutuklamayı, tahliye edilmemesini sadece hukukla açıklamak mümkün değil anlamında bir ihlal kararı verdi. Bu karar Türkiye’de yargının bağımsız ve tarafsız olmadığının da tespiti aynı zamanda. Bu çok önemli.

DEMİRTAŞ TAHLİYE EDİLMELİ: AİHM’in verdiği kararın bir kesinleşme süresi var. AİHM kararına baktıklarında bu kişi özgürlüğünden yoksun olduğu ve başka bir delil yoksa derhal tahliye edilmesi gerektiği ifade edildiği için tutuklu olduğu Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin tahliye kararı vermesi gerektiğini söyledi. Demirtaş’ın avukatlarının da başvuru yapacağını söyleyen Tanrıkulu, “Ama Hukuk devletinde bu karar AİHM’in sayfasında yayınlandığı için mahkeme kendiliğinden de yapabilmeli. Ama avukatları başvuru yapacaktır. Mahkemelerin bağımsız olup olmadığını başvurudan sonraki kararda göreceğiz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan daha önce bir AİHM kararıyla ilgili “Karar tazminat bakımından bağlayıcıdır. Devlet de itirazını yapar veya tazminatını öder” demişti. AİHM bu kararında da ihlal kapsamında bir tazminata hükmetti.

‘AİHM KARARLARININ MADDİ DEĞİL MANEVİ AĞIRLIĞI VARDIR’

Tanrıkulu tazminat ile ilgili ise şunları belirtti:

“Türkiye’de yargı AİHM kararlarına Erdoğan bakış açısıyla yaklaşıyor. İhlalimi yaparım, tazminatımı öderim anlayışı. Bu eski Roma’da paranın değerinin çok düştüğü dönemde, köle sahiplerinin sırtında para ile dolaşıp önüne gelene tokat atıp “cezası ne kadardır sana paranı verdim” deme dönemini hatırlatıyor. Oysa AİHM’in kararlarının maddi değil manevi ağırlığı çok fazladır. Demokratik hukuk devletlerinde tazminata bakılmaz. Tazminat kararları ilgili hükümetlerin hem siyasi hem de hukuki olarak da mahkemelerin “utanması gereken” bir duruma işaret eder. “Biz ne yaptık da böyle bir ihlale neden olduk”, “Bu sözleşmelerdeki kurallara, içtihatlara uymadık ki bu ihlal kararı verildi” demeleri lazım.”