Milli İstihbarat Teşkilatı’nın üst düzey yöneticileri 135 gündür PKK’nın elindeyken muhalefetin iktidar partisine konuyla ilgili yaptığı tüm sorular cevapsız kaldı.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ise MİT yetkililerinin kaçırıldığını doğrulamıştı.

Sibel Hürtaş’ın Almonitör’de yer alan haberine göre, MİT Müsteşarı Hakan Fidan konuyla ilgili olarak parlamentoya bilgi vermeyi kabul etmezken, Başbakan Binali Yıldırım ise önergelere cevap vermedi.

Muhalefete göre ise iktidar partisi “MİT’in amacını aşan faaliyetlerde kullanıldığını açıklamaktan” kaçındığı için bilgi paylaşmıyor.

Peki “MİT’in amacını aşan faaliyetler” ne demek? Kaçırılan MİT’çilerle ilgili Başbakan Yıldırım’a soru önergesi veren HDP Milletvekili Alican Önlü, bu soruya “Kaçırılan MİT personeli oraya suikast için gönderilmişti. Siyasi iktidarın yanıtlamaktan kaçtığı konu bu” iddiasında bulundu.

MİT’in üst düzey iki personeli 3 Ağustos tarihinde PKK’nin üst düzey yöneticilerinden Cemil Bayık’a suikast için gittikleri Süleymaniye yakınlarında kaçırılmış ve olay 30 Ağustos’ta PKK tarafından kamuoyuna duyurulmuştu.

Olayın açığa çıkması ardından hükümete yakın medya organları MİT’in Cemil Bayık’ı yakalamak için bölgeye gittiğini iddia etmişti.

Kürt medyası ise MİT’in Cemil Bayık’a yönelik bir suikast hazırlığı içinde olduğunu iddia etmişti.

Bu noktaya dikkat çeken Önlü de Al-Monitor’a şunları söyledi:

“Başbakan bu konuyla ilgili verdiğimiz soru önergelerine yanıt vermiyor. Çünkü eğer yanıt verirse MİT’in bölgede yürüttüğü faaliyetler deşifre olacak.

Daha önce PKK yetkilileri defalarca MİT’in suikast tarzında girişimleri olduğunu açıkladılar. Bu suikast girişimleri MİT’in kullandığı kişilerce yapılmaya çalışılmıştı. Bu kişiler yakalanmış ve deşifre edilmişti.

Fakat ilk kez MİT’in resmi elemanlarının bu olayda kullanıldığı ortaya çıktı. Paris’te Sakine Cansız ve arkadaşlarını öldüren ismin MİT bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştı.”

Önlü Başbakan Yıldırım’dan MİT’in yapmayı planladığı operasyonun detaylarının da açıklanmasını istedi:

“İki üst düzey MİT yöneticisi söz konusu bölgeye hangi amaçla gönderilmiştir? Diplomatik pasaportla Kürdistan federal bölgesine giden MİT elemanlarının başka bir ülkede operasyon yapmasının hukuki dayanağı nedir?”

Konu sadece HDP’nin değil ana muhalefet partisi CHP’nin de gündeminde. CHP’li vekiller de olayla ilgili çok sayıda soru önergesi hükümete yöneltti.

CHP Milletvekili Musa Çam bunlara yanıt alamadıklarını belirtirken Al-Monitor’a şunları belirtti:

“Kaç MİT yöneticisi rehin durumda, isimleri ve görevleri nedir; hiçbir açıklama yok. Detay verilmiyor. MİT Müsteşarı bu konuyla ilgili meclisi bilgilendirmiyor, muhatap olmuyor. Hesap vermesi gerekiyor ama amiri izin vermiyor. MİT Müsteşarı, Cumhurbaşkanı’ndan aldığı talimatla meclisi yok sayıyor.”

Konuya ilişkin ilk ve tek resmi açıklama Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından Al-Monitor’a yapılmıştı.

Çavuşoğlu Eylül ayında Al-Monitor’a verdiği özel röportajda “Bahsedilen iki kişiyi getirmek için ülkemizin PKK ile yaptığı bir görüşme yoktur” şeklinde konuşmuştu.

CHP Milletvekili Tuncay Özkan ise TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada PKK’nın elinde iki değil dört MİT’çinin olduğunu öne sürdüve bu iddiaya henüz bir yalanlama gelmedi.

Özkan Al-Monitor’un konuya ilişkin sorularını şöyle cevapladı: “PKK’nın elinde ikisi Daire Başkanı, ikisi üst düzey yönetici dört MİT’çi, toplam 22 kişi var.” Özkan’ın verdiği sayıya PKK’nın daha önce kaçırdığı asker ve korucular dahil.

MİT’i denetlemek için kurulan TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu’nun gündeminde de kaçırılan MİT’çiler var. Toplantıları gizli yapılan komisyonun konuyla ilgili olarak Fidan’dan bilgi istediğini ancak bilgi verilmediğini anlatan Özkan sözlerine şöyle devam etti:

“Üst düzey MİT personelleri onların elindedir, esir düşmüştür. Nasıl bu operasyonla ilgili yanıt vermezsiniz. Bizim çalışanlarımızın hangi operasyonla, nasıl ele geçirildiğini öğrenmek istiyoruz. MİT’in hangi amaçla, hangi operasyonlara giriştiğini ve bunu niçin paylaşmadığını bilen var mı?”

MİT’çilerin kaçırılmasının hemen sonrasında çıkarılan bir KHK ile Başbakanlığa bağlı olan MİT, Cumhurbaşkanlığı’na bağlanmıştı.

Ankara kulislerinde bu kararnamenin altında Cemil Bayık operasyonunun yattığından bahsediliyor.

Operasyon başarılı olsaydı MİT’in bu başarısı aynı zamanda Erdoğan’ın da başarısı olacaktı. Önünde yerel, genel ve başkanlık seçimleri olan Erdoğan’ın eli güçlenecekti.

Özkan gelişmelerin Erdoğan’ı da sıkıntıya soktuğuna vurgu yaparak sözlerine şöyle devam etti:

“Abdullah Öcalan’ı yakalayıp Türkiye’ye getireceksiniz. Aynı kuruluş 16 yıl sonra (…) daire başkanlarını o örgüte kaptıracak. Bu susularak, halı altına süpürülerek temizlenecek bir kötülük değildir.”

CHP’li Musa Çam meclise verdiği önergede “MİT’in AKP Genel Başkanı’na bağlanmasıyla yaşanan bu gelişmeler teşkilatın yapılanmasında ve politikasında değişikliğe işaret ediyor” tespitini yaparken

Özkan akıllardaki soruyu şöyle dile getirdi: “Takas yetkisini neden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a verdiniz? Takas yetkisi ile kast edilen PKK’nin elindeki daire başkanları mı?”
[Via Al-Monitor]