Merkez bankaları neden bağımsız olmalıdır? Merkez Bankası ancak bağımsız olduğu zamanda Türk Lirasının kıymetini koruyabilir.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) binası

Merkez bankaları yararlı bir kurumdur. Para akışını düzenler, elindeki çeşitli enstrümanlarla parayı ucuzlatıp, pahalandırabilir. Hükümetler de bunu bildiklerinden merkez bankasına müdahale edebilmenin yollarını ararlar.

Merkez bankası seçimlere altı ay kala faizleri düşürürse, bunun ekonomiye canlandırıcı etkisi olur. Para arzı artacağından faizler düşer, devletin giderlerinin finanse edilmesi kolaylaşır. Devletin elindeki paranın bollaşması, birçok siyasetçinin hayalidir.

Bağımsızlık, özellikle ekonomi politikalarının iktidar etkisi ve istikrarsızlıktan bağımsız olarak uygulanabilmesi için hayati öneme sahip. Ancak bu bağımsızlık devlet kurumlarından ve hükümetin ekonomi ve maliye politikalarından bağımsız hareket etmek demek değil. Bu tür bir bağımsızlık istikrar yerine kaos anlamına gelilyor. Temel amaç olan fiyat istikrarının ve sürdürülebilir büyümenin sağlanabilmesi ekonomi ile ilgili tüm kurumların koordinasyon içerisinde çalışması lazım.

MERKEZ BANKASI’NIN BAĞIMSIZLIĞI HANGİ GÖSTERGELERLE ÖLÇÜLÜR?

Merkez Bankası bağımsızlığı denilince bu bağımsızlığın derecesini gösteren ve temelde akla gelmesi gereken bağımsızlık göstergeleri ise şunlar:

  • Yasal (Kurumsal) Bağımsızlık: Kurumun yönetim ve yürütmesi ile ilgili tüm organlarının, siyasi otoriteden bağımsız olarak atanması ve serbestçe karar alabilmesini sağlamak üzere yasal düzenleme yapılmasıdır.
  • Finansal Bağımsızlık: Merkez bankasının bağımsız bir şekilde faaliyetlerini sürdürerek hedeflerini yerine getirebilmesi için yeterli mali kaynağa ve kendi bütçesini belirleme yetkisine sahip olması hususundaki bağımsızlık derecesini ifade eder.
  • Amaç Bağımsızlığı: Kurumun kendi politikalarını siyasi etkiden bağımsız olarak belirlemesi ve uygulamasıdır.
  • Araç Bağımsızlığı: Para politikası araçlarını serbestçe kullanabilmesidir.

MERKEZ BANKALARININ TEMEL İŞLEVLERİ

Merkez bankalarının temel işlevleri, fiyat istikrarını sağlamak, ülke içindeki para piyasasını düzenlemek, ülkedeki kredi hacmini ve dağılımını ayarlamak, ülkenin altın ve döviz rezervlerini yönetmek, dış ödemeleri düzenlemek ve devletin veznedarlığı ve mali ajanlığı işlevlerini yerine getirmektir.

Merkez bankası ekonomik ihtiyaçlar doğrultusunda doğrudan para arzına müdahale veya enflasyonist etkilerden arındırmak gibi makro ekonomik gerekçelerden dolaylı müdahale ile para piyasasını denetim altında tutulabilir.

Para piyasasındaki arz ve talep dengesini etkilemek üzere merkez bankasının kullanabileceği çeşitli para politikası araçları bulunuyor. Bunların içinde en temel olanları para basma, borç alma ve verme faiz oranlarının belirlenmesi, açık piyasa ve döviz alım satım işlemleridir.

MERKEZ BANKALARI NEDEN BAĞIMSIZ OLMALI?

Türk parası [Foto: REUTERS/Murad Sezer]
Peki merkez bankaları neden bağımsız olmalıdır? Çünkü Merkez Bankası ancak bağımsız olduğu takdirde, yani siyasi iktidarın baskı ve müdahalesi altında olmadan tamamen bağımsız olarak Türk Lirasının kıymetini koruyabilir. Dolayısıyla ancak bu şekilde fiyat istikrarını sağlama görevini yerine getirebilir.

Ancak bu görevin uzun vadeli politikalar ile yürütülmesi gerektiği unutulmamalı, spekülatif hareketlerden kaynaklı günlük heyecan ve tartışmalara, anlık kararlara kurban edilmemelidir. Sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarı uzun ve istikrarlı ekonomi politikaları ile mümkündür. Geçmişte yaşanan pek çok deneyim göstermiştir ki siyasi iktidar ve kadrolarının değişmesine bağlı olarak sürekli değişen para politikaları istikrarın önündeki en önemli engellerden biridir.

Modern ekonomilerde, merkez bankası bağımsızlığı fiyat istikrarı sağlamanın önkoşulu olarak görülüyor. Bu tarz müdahale veya bu şekilde anlaşılan açıklamaların spekülatif hareketler üzerinde olumsuz etki yaratıyor. Bunun yanı sıra bu tür müdahaleler ve açıklamaların, uluslararası derecelendirme ve kredi kuruluşlarının risk algısı üzerinde negatif etki yaratmakta olduğu asla unutulmamalıdır.

Ürkütücü örnek

Tarihte bunun örneğine sıkça rastlanmıştır. En karanlık örneklerinden biri 1933 sonrası Almanya’sında kendini göstermiş ve siyasetin yönettiği Nazi Almanya’sının Merkez Bankası, silahlanmanın ve savaşın finanse edilmesine yardımcı olmuştu. Bu radikal örneğin dışında şöyle bir karşı tez öne sürülebilir: Paranın bollaşması dolaylı olarak vatandaşa yaradığı için geri çevrilmemelidir.

Özel durumlarda bu doğru olabilir. Ancak genel olarak bu gibi müdahaleler enflasyonun artmasına yol açar, artan fiyatlar yine tüketicinin cebinden ödenir. Para arzını arttırarak sağlanan ekonomik canlanma uzun sürmez ve saman alevi gibi parlayıp geçer.

Nerede fiyat istikrarı?

Para

Türkiye’nin durumu biraz farklı olsa da problem aynıdır. Enflasyonla birlikte hayat pahalılığı artıyor. Merkez Bankası faiz artırımıyla enflasyonu dizginlemeye çalışabilir ve Türk Lirası’nın değer kaybetmesinin önüne geçebilir. Ama Erdoğan ekonomik büyümeyi frenleyeceği gerekçesiyle bunu istemiyor.

Frankfurt Üniversitesi’nin iktisatçı ve merkez bankası uzmanı Volker Wieland, “Türkiye’nin fiyat istikrarını kaybetmekte olduğunu” söylüyor. Wieland’a göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomik büyümeyi gözetmesi yüksek enflasyona ve TL’nin değer kaybetmesine yol açıyor.
Temel şart, bağımsızlık

Bu ve benzeri olumsuz örnekler önemli ülkelerde merkez bankalarının siyasi bakımdan bağımsız olması gerektiği kanaatinin yerleşmesini sağladı. Almanya’nın Avrupa Para Birliği için öne sürdüğü şartların başında ortak ülkelerin merkez bankalarını kontrol etmemesi geliyordu. Avrupa Merkez Bankası bu sürecin sonunda kuruldu. Dünyanın bütün bağımsız merkez bankaları gibi Avrupa Merkez Bankası’nın da başlıca görevi fiyat istikrarını korumaktır. Çoğu merkez bankası yüzde 2 oranındaki enflasyon oranını fiyat istikrarı olarak tanımlar.

Şeffaflık önemli

Ancak merkez bankalarının teorik ve gerçek bağımsızlığına itiraz edildiği de oluyor. Siyasi bakımdan bağımsız merkez bankası siyasi otoritenin denetiminden çıkıyor. Merkez bankası kötü para politikası uygular ve ülke ekonomisi bundan büyük ölçüde olumsuz etkilenirse, ne yapılabilir? Bağımsızlık, merkez bankası açısından her iki tarafı keskin bıçak gibidir.

Bağımsız olmak, demokratik kontrolden de bağımsız olmak anlamına mı gelir? Volker Wieland ‘tam değil’ diyor ve ekliyor: “Merkez bankası yetki alanını aşmadığı sürece problem çıkmaz. Çünkü merkez bankasının yetkilerini parlamento belirler.” Ayrıca Avrupa Merkez Bankası, ABD Merkez Bankası FED ve Japonya Merkez Bankası bütün kararlarını kamuoyuyla paylaşır.

Sihirli oran: Yüzde 2

Euro parası

Fakat özerklik merkez bankasının siyasete bağımlı çalıştığı şüphesini ortadan kaldırmaya da yetmez. Bunun çarpıcı örneklerinden biri de Euro Bölgesi’nde görülüyor. Avrupa Merkez Bankası öncelikle Almanya’da dolaylı yoldan devletin finansmanını üstlendiği gerekçesiyle eleştiriliyor.

Gerçekten de Avrupa Merkez Bankası’nın sıfır faiz politikası ve yüklü tahvil alımları Avrupa ülkelerinin devlet borçlarına ödenen faizi asgari seviyede tutuyor. Böylece borç yükünü taşımakta zorlanmadıkları gibi ek borç almaları da kolaylaşıyor.

Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi altı haftada bir bu eleştiriye aynı yanıtı veriyor. Draghi, “Merkez Bankası’nın görevi fiyat istikrarını korumaktır” cümlesini durmadan tekrarlıyor. Fiyat istikrarının yüzde 2 dolayındaki enflasyon oranıyla sağlanmış sayıldığını da sözlerine ekliyor.

[Via Mischa Ehrhardt – Deutsche Welle Türkçe]

[Via Turcomoney]