Türk lirası mevduat hesabında vergi oranının düşürülmesini, döviz mevduatında vergi oranlarının arttırılmasını sağlayacak olan Cumhurbaşkanı KHK’sı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Dolar

22/7/2006 Tarihli ve 2006/10731 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararının Eki Kararda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Yayımlanan Cumhurbaşkanlığı KHK’sına göre, Türk lirası ve döviz mevduatları için ödenen faizler ile katılım bankaları tarafından katılma hesabı karşılığında ödenen kar paylarından alınan stopaj oranları yeniden düzenlendi. (Stopaj, vergi için birine ödenen paradan vergi yasasının belirlediği ölçüye uygun olarak yapılan ve maliyeye yatırılan kesinti anlamına gelir.)

Doç. Dr. Murat Batı T24’e yazdığı yazısında konuyu şöyle özetliyor:

“53 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile döviz mevduat hesaplarından elde edilen kâr payı ve mevduat faizlerinin tevkifat (stopaj) oranları artırılırken TL hesaplarındakiler düşürüldü. Alınan bu kararlar 3 ay geçerli olacak ve daha sonra yeni bir karar alınmaz ise eski oranlar kullanılacak.

Buna göre yeni oranlar şöyle:

Bu uygulamanın amacı mevduatların TL’de kalmasını ve döviz hesaplarında bulunan dövizlerin yüksek vergi oranı caydırıcılığı ile TL’ye dönüşümünü hızlandırmak.

Peki bunun etkisi ne kadar olur? Ülke içinde birçok mudi bu düzenleme ile parasını TL’de tutabilir. Fakat burada dikkatlerden kaçan iki çok önemli konu var.

Bunlardan ilki vergi adaletine ilişkindir. Vergilendirilmesi gereken birçok alan varken sadece belli sahalardan vergi -hatta yüksek vergi- alınması ne derece doğrudur? Muafiyet ve istisna sahalarının fazlalığı da bunu destekler mahiyettedir. Örneğin finansal işlemlerin bir kısmı, bankaların/finans kuruluşlarının yaptıkları bazı faaliyetler sırasında elde edilen gelirler ve işlemler üzerinden alınan bazı vergilerden (Damga vergisi, BSMV gibi) istisna/muaf edilmiş bulunmaktadır.

Bir diğer örnekte de, döviz alım/satım işlemlerinden elde edilen arbitraj kârı üzerinden herhangi bir vergi alınmamaktadır. Asgari ücretliler dahil düşük gelirli çalışanların ücret ve maaşlarından yüzde 15-35 vergi alınırken örneğin Süper Lig’de oynayan futbolcuların elde ettikleri gelirlerin de “ücret” olarak değerlendirip aynı oranlarda vergilendirilmesi devletin vergi adaleti açısından kabul edilemeyecek bir ayıbıdır.

İkinci konu ise son düzenlemenin ülkeden döviz kaçışına neden olup olmayacağıdır. Amiyane tabirle söylersek kaçan zaten kaçtı. Yabancı yatırımcıların bir kısmı dövizini aldı ve gitti; henüz gelmemiş olanlar da Türkiye’ye gelmeme/yatırım yapmama kararı aldı.”

[Via T24, BloombergHT]