AK Parti’nin Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak Cumali Atilla’yı aday göstermesi olağanüstü bir ilgiye neden olamadı.

GazeteDuvar’dan Vecdi Erbay, AK Parti’nin Büyükşehir Belediyesi Adaylığını değerlendirdi.

Erbay’ın yazdığı makalenin bir kısmı şöyle:

“AK Parti’nin bir türlü mağlup edemediği rakibi HDP’nin henüz adayı açıklanmadı. Ama HDP’li seçmenin aklından ve gönlünden geçen, bir darbe uygulaması olan kayyım sistemine büyük bir oy oranıyla tepkisini göstermek. Bunun için de kendilerini sandığa tereddütsüz götürecek bir isme ihtiyaç duyuyorlar.

Ankara Etimesgut kaymakamı olan Cumali Atilla, iki yıl önce Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım olarak atanmıştı. Nihat Hatipoğlu, Mehdi Eker, Galip Ensarioğlu gibi Diyarbakırlıların yakından tanıdığı isimler konuşuluyordu ve Cumali Atilla bunların karşısında zayıf bir ihtimal olarak duruyordu.

Zayıf bir ihtimaldi, çünkü AK Parti’ye oy veren Diyarbakırlıların bir kısmı dahil, kayyım uygulamasına karşı çıktı en baştan beri. Aradan geçen iki yıl içinde kayyım tepkisinin pekiştiği de söylenebilir.

Nedenini şöyle özetlemek mümkün: Bu iki yıllık süre içinde çok sayıda insan belediyelerdeki işinden oldu. Kültürel değer atfedilen kimi semboller kayyım marifetiyle ortadan kaldırıldı, görünmez kılındı. Önceki başkanlar döneminde hizmet sunan sosyal kurumların içeriği dini referansları önceleyen çalışmalarla yer değiştirdi. Özellikle kadın kurumlarının yapısı kökten değiştirildi; kadınların ekonomik, sosyal ve siyasal alandan çekilmesine olanak sağlayan birer projeye dönüştürüldü. Kürtçe, Türkçe ve İngilizce eğitim veren kreşlerden Kürtçe çıkarıldı. Bu iki yıllık süre içinde Sur ilçesinin iki mahallesi yıkıldı ve bu bütün Diyarbakırlıların içine dert oldu.

KAYYIMIN ÇALIŞMA ALANLARI

Cumali Atilla kayyım atandıktan sonra hızla kaldırım çalışmalarına girişti, yollara asfalt döküldü. Gazi Caddesi’ndeki esnafın tabelaları bir örnek yapıldı. Sûka Şewitî’de düzenlemeler ve Melik Ahmet Caddesi’nin yolu yeniden yapıldı. Bunlar bütün Diyarbakırlıların ve Diyarbakır’ı ziyaret edenlerin gördüğü işlerdi elbette. Ancak Diyarbakırlılar şunu biliyordu: Söz konusu projeler seçilmiş başkanlar döneminde hazırlanmış ve hayata geçirilmeyi bekliyordu. Öte yandan bütün bu işler, yerle bir edilmiş 6 mahallenin arasında gerçekleşiyordu. Bu nedenle bu çalışmalar, ‘devlet hafızayı siliyor’ şeklinde yorumlandı.

Geçtiğimiz günlerde Sayıştay raporu yayımlandı. Bu raporda kayyımla yönetilen belediyelerin nasıl ve nereye harcandığı belli olmayan milyonlarca lira borçlandırıldığı ve birçok hizmet alanında usulsüzlükler yapıldığını gösteriyordu. Konuyla ilgili haberler elbette yeterince yer bulmadı medyada ama Diyarbakırlılar, deneyimle elde edilmiş pratik bir değerlendirmeyi zaten yapıyorlardı: “Belediyeyi boşalttılar, seçilen HDP’li başkanlar borç ödeyecekler.”

Sadece Cumali Atilla değil, bütün kayyımlar, kayyım atandıkları yerlerde, sosyal ve ekonomik alanda yeni bir örgütlenmeye gittiler. Bu konuda, hedef kitle nezdinde bir başarı elde ettiklerine kuşku yok. Ama çıkar ilişkisine dayanan ve oy olarak geri döneceği varsayılan hamleler seçimlerde bir başarıya dönüşecek mi? İşten çıkarılan binlerce işçi ve memurun yerine işe alınanlar, ihalelerle yeni türeyen zenginler, kadınlara ve gençlere yönelik çalışmalar kayyım Cumali Atilla’yı başkan yapmaya yetecek mi? Şehri kayyım üzerinden sosyal, ekonomik ve kültürel olarak dönüştürmek için büyük çaba sarf eden hükümet, kayyımı aday göstererek giriştiği meydan okumadan istediğini elde edebilecek mi? Bunu 31 Mart akşamı hep birlikte göreceğiz.

HDP İÇİN HESAPLAŞMA GÜNÜ

Cumali Atilla’nın aday gösterilmesine en çok HDP’liler ‘sevindi’. Yeri geldikçe hükümete seslenerek, seçimlerde kayyım olarak atananlar karşımızı çıkarılsın, diyorlardı. Bir darbe dönemi uygulaması olan kayyımla hesaplaşmanın yollarından biriydi seçim.

Cumali Atilla’nın aday olarak adının açıklandığı gün HDP Diyarbakır milletvekili Selçuk Mızraklı, sosyal medya hesabından şöyle bir paylaşım yaptı: “AKP’li kayyum adayı Cumali Atilla’ya Amed diliyle bir cevap verelim: Parça pinçik edeceğiz…”

İki yıldır belediyeyi yönetmekten edindiği güç ile hükümetin bütün olanaklarından yararlanacağına kuşku duyulmayan rakibini “parça pinçik” edebilecek mi HDP? HDP, iki yıldır kayyımın raporunu tutuyor ve seçim günü yaklaştığında bunu seçmenle paylaşacaktır. Kayyım uygulamasını değersizleştirmek için yeni argümanlar geliştirecektir. Ama esas gücünü Kürt kimliğinden alıyor olacaktır.

HDP henüz adayını açıklamadı. Sokakta bazı isimler konuşuluyor olsa da HDP, adaylar hakkında dışarıya isim sızdırmak konusunda oldukça ketum davranıyor. Öte yandan “Kim aday olarak gösterilirse gösterilsin, biz ona oy veririz” diyor HDP’li seçmen. Seçimden başarıyla çıkacaklarına da inanıyorlar. Ama kayyım uygulamasına tepki gösteren HDP’li seçmenin gönlünden ve aklından geçen, seçimi en az yüzde 70 ile almak. Önceki seçim siyasal olarak rahat bir ortamda gerçekleşmiş ve yüzde 55 ile almışlardı belediyeyi. Bu kez yıkılan kentlere, tutuklanan milletvekillerine, kayyım uygulamasına tepkilerini arttırılmış bir oy oranıyla vermek istiyorlar. Bunun için elbette kendilerini sandığa tereddütsüz götürecek bir isme de ihtiyaç duyuyorlar.

CUMALİ ATİLLA’NIN PROPAGANDASI

Benim şahsen merak ettiğim ise aday olduğu açıklanan Cumali Atilla’nın nasıl bir seçim propagandası yürüteceği oldu. Cumali Atilla Diyarbakır’da gittiği her yere bir koruma ordusuyla gidiyor. Buna güvenlik önlemi diyen de var, güç gösterisi diyen de. Her halükarda belediye başkanı olacak kişinin seçmenle yakın temas içinde olması gerekiyor ama koruma ordusuyla bu nasıl mümkün olacak?

Bu soruyu sorduğum taksici şöyle cevap vermişti: “Önceki seçimde Mehdi Eker geldi durağa. Bizimle Kürtçe konuştu, çay içti ve oy istedi. Adam bakanlık yapmış iyi kötü, saygılıyız ama bir de etrafımızda özel harekatçılar var. Biz de ‘Tamam’ dedik. Dedi ki ‘Siz gönülden söylemiyorsunuz.’ Morali bozuldu, kalktı gitti.” Taksici gülerek anlattı bunu ve gülmesi bitince, “Kayyım da gelir ama onun da yanında özel harekatçılar olacak ve morali bozularak gidecek” dedi.

Erdoğan, Cumali Atilla’yı neden aday gösterdi sorusu da hâlâ orta yerde duruyor. Bazı ihtimaller var tabi. Birincisi, HDP’nin “kayyımı aday gösterin” restini gördü ve bu hamleyi gerçekleştirdi. İkincisi, kayyım uygulaması etrafında toparladığı kitleyi (bu kitle ihale şebekesi ve yoksul insanlar olarak tarif ediliyor) dağıtmak istemediği için risk almış olabilir. Üçüncüsü, Diyarbakırlıların dediği gibi, ‘başka aday bulamadı’ ve iki yıllık kayyımlık hizmetini ödüllendiriyor gibi görünerek Cumali Atilla’yı gözden çıkardı.

[Via GazeteDuvar/Vecdi Erbay]