CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, dokunulmazlıkların kaldırılması ilişkin partisinin “HDP ile CHP’yi aynı kefeye koyarlar, zor durumda kalırız” endişesiyle “evet” oyu verdiğini söyledi.

“Hayır” oyu verdiğini hatırlatan İnce, “Hiç de zor durumda kalmadım. İlke, tutarlılık onu gerektiriyordu. Eğer dokunulmazlıklar kaldırılmasaydı, referandumda Selahattin Demirtaş hapiste olmazdı, referandum da geçmezdi” ifadelerini kullandı.

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Türkiye ve Güney Kore’nin 1980’lerde aynı ekonomik düzeyde olduğunu öne sürdü.

Güney Kore’nin kişi başına düşen milli gelirini 30 bin dolara yükselttiğini belirten İnce, “Güney Kore, neyine güvenerek yaptı bunu? Eğitilmiş iyi mühendisleri vardı. Türkiye, Güney Kore’yi örnek alırsa, eğitime ciddi bir yatırım yapması lazım” dedi.

Gazetecilerin “Büyük projeniz nedir?” sorusuna İnce, “Huzurdan büyük proje mi var? Dolar ve Euro’nun düştüğü, insanların barış içinde mutlu yaşadığı, üniversitelerin bilim yaptığı bir ülke hayali mi proje, yoksa iş makinelerini getirip İstanbul’u bir ucundan diğer ucunda delmek mi?” şeklinde cevap verdi.

İnce, sunucu Başak Şengül’ün “Güneydoğu’daki duruma ya da bir dönem ‘Kürt sorunu’ olarak da adlandırılan meseleye nasıl bakıyorsunuz?” sorusuna ise “Bu bir siyasi bir meseledir adı da Kürt sorunudur” şeklinde yanıt verdi.

İnce ayrıca Demirtaş’ın hapiste olmaması durumunda 16 Nisan referandumunda sonucun hayır çıkacağını söyledi:

“Siyaset bir ilke işidir. İnsanların geçmişine bakarak, gelecekte ne yapabildiklerini kestirebilirsiniz. Bir tane örnek yeterlidir buna: Dokunulmazlıklar konusu. Dokunulmazlıklar konusunda ben partimle ayrı düştüm. Çıktım ‘Ben hayır vereceğim’ dedim ve hayır verdim. Korku şuydu: HDP ile CHP’yi aynı kefeye koyarlar, zor durumda kalırız. Hiç de zor durumda kalmadım. İlke, tutarlılık onu gerektiriyordu, bugün olsa yine aynısını yaparım. Eğer dokunulmazlıklar kaldırılmasaydı, referandumda Selahattin Demirtaş hapiste olmazdı, referandumda da geçmezdi. Yanlıştı, yine olsa yine yaparım.”

Muharrem İnce’nin TV’deki o konuşması: