HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yayınladı.

Açıklamada, “1 Eylül’de bir kez daha barış ve demokrasi konusundaki kararlı duruşumuzu vurguluyoruz. HDP, barış mücadelesinin toplumsal ve siyasal karşılığının yaratılması, barış ortamının sağlanması için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Adalet, hak, hukuk ve eşitlik mücadelesini ortaklaştırmak, demokrasiyi ve barışı kazanmak için bir adım atmak demektir” ifadelerine yer verildi.

HDP Eş Genel Başkanları Sezai Temelli ve Pervin Buldan imzasıyla yayınlanan açıklama şöyle:

Barış sözü ve mücadelesi, barış imkanlarının zayıf olduğu zamanlarda esas olarak önemli ve değerlidir. Savaş ve çatışmaların sürdüğü topraklarda barış mücadelesini ve sözcülüğünü yapmak, bu talebin zeminini olgunlaştırmak önemli görevlerden birisidir.

Barış, savaş nedenlerinin ortadan kaldırılması demektir; bir daha savaşa yol açmayacak demokratik ilişkilerin ve kurumların yerleşmesi demektir. Barış içinde yaşama hakkı temel bir insan hakkıdır. Barışın olmadığı topraklarda, yaşam hakkı başta olmak üzere hiçbir hak ve hukuk güvencede değildir.

Ülkemizde ve bölgemizde barış ihtiyacı her zamankinden günceldir. Savaş, çatışma ve silahlanma toplumları fakirleştiren, ekonomileri krize sürükleyen, sofralardaki ekmeği küçülten politikalardır.

– Bugün Türkiye’nin ihtiyacı F-35 savaş uçaklarını almak, S-400 füze sistemlerini ülke topraklarına taşımak değildir. Milyarlarca doları üretken olmayan silahlanma alanlarına yatırmak değildir.

– Bir ay içinde bedelli askerlikten faydalanmak için 400 binden fazla kişi başvurduysa ve 1 milyon 350 bin kişi asker kaçağı ve bakaya durumundaysa, bu veriler de gençlerin çatışma ve savaş ortamlarından uzak durmak istediklerini açıkça göstermektedir.

Erdoğan-Bahçeli ittifakı ise iktidarlarını sürdürmek için savaş ve çatışma dilini ve uygulamalarını, ayrıştıran ve düşmanlaştıran üslubu kullanmaktan vazgeçmemektedir. Toplumda sürekli bir savaş iklimini canlı tutarak var olmayı seçmektedir. ‘Ülkemize karşı ekonomik savaş sürdürülüyor’ tezi, sadece yanlış iç ve dış politikaları, yanlış ekonomik tercihleri örtme çabasıdır.

İç ve dış politikada gündemi savaş ve çatışma ekseninden çıkaran, barış ve demokrasi zeminine oturtan bir mücadele bu nedenle de bugünün temel ihtiyacıdır. Suriye’de devam eden savaşın sona erdirilmesi, Arapların, Kürtlerin, Türkmenlerin, Ezidilerin, Müslümanların ve Hıristiyanların eşit ve demokratik ortamda, karşılıklı saygı ve siyasal eşitlik temelinde bir arada yaşamasının koşulu barış ve demokrasi müzakereleridir. Tarafların masada karşılıklı oturacağı ve birlikte demokratik bir Suriye için adım atacakları ortamın sağlanmasıdır.

Türkiye’de barışın ve huzurun sağlanmasının yolu da farklı kültürlerin, kimliklerin, inançların ve anadillerin demokratik ve eşit koşullarda bir arada yaşamasıdır. Bunun önemli bir adımı ise İmralı’da sayın Öcalan’a yönelik yaklaşık 3.5 yıldır sürdürülen ağır ve insanlık dışı tecridin sona erdirilmesi ve barış sözünün yeniden gündemleştirilmesidir.

1 Eylül’de bir kez daha barış ve demokrasi konusundaki kararlı duruşumuzu vurguluyoruz. HDP, barış mücadelesinin toplumsal ve siyasal karşılığının yaratılması, barış ortamının sağlanması için elinden gelen her şeyi yapacaktır. Adalet, hak, hukuk ve eşitlik mücadelesini ortaklaştırmak, demokrasiyi ve barışı kazanmak için bir adım atmak demektir.”