İngiliz gazetesi The Independent’ın dünyaca ünlü Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye yönelik yaptırımları ve gümrük vergilerini ele alan bir makale kaleme aldı.

”ABD, Türkiye’ye, adı duyulmamış bir pastör yüzünden ticaret savaşı mı açmış? Tek kelimesine bile inanmam” başlıklı makalesinde Robert Fisk şunları söylüyor:

”Erdoğan’ın gerçek suçları Rusya’dan S-400 füze sistemi satın alması, ABD’nin Kürt müttefiği YPG’ye verdiği desteğe karşı çıkması ve İslamcı savaşçıların silah, cephanelik, füze yüklü şekilde Türkiye üzerinden Suriye’ye akmasına izin vermesidir.”

Fisk, kendine has üslubuyla kaleme aldığı makalede, ”Erdoğan’ın kafayı biraz üşüttüğüne inanan bizler için bile, Türk versiyonundan çok daha çatlak olan bir ABD Başkanı’nın NATO’nun ikinci büyük ordusunu zayıflatmaya çalışması şaşkınlık verici” diyerek şöyle devam ediyor:

”Evet, Erdoğan, aralarında bir Amerikalı pastörün de bulunduğu 50 binden fazla kişiyi iki yıl önceki darbe girişiminden sonra hapse attı. Fakat Mısır’ın Cumhurbaşkanı/Albayı Abdülfettah Sisi 60 binden fazla sözde İslamcıyı kendi ülkesinin hapishanelerine tıkarak bu rekoru kırmadı mı? Peki Haydar İbadi’nin Irak’taki toplu idamlarına ne demeli? Ya da Yemen’de sürekli çocukların öldürüldüğü korkunç savaş bir yana, Suudi Arabistan’da bu hafta yaşanan idamlara? Veya İsraillilerin Gazze’de onlarca silahsız Filistinliyi öldürme alışkanlığına? Ya da Trump’ın espri anlayışına hitap eden Kuzey Kore’deki o saksıya?”

‘TEK KELİMESİNE BİLE İNANMIYORUM’

”Hapse atılan ya da öldürülen masumları zerre kadar umursamayan Trump, bir anda Türkiye’yi iğdiş etmeye çalışıyor ve bunların hepsi Pastör Andrew Brunson ev hapsinde tutulduğu için yaşanıyor” diyen Fisk, ”Tek kelimesine bile inanmıyorum. Trump, Brunson’ın aylar süren tutukluluğu hakkında pek az ses çıkardı” vurgusu yaptı.

ABD’deki Evanjelik Hıristiyanların bu tutuklamayı ‘Hıristiyanlığın yargılanması’ gibi sunduğunu ifade eden Fisk, Trump’ın yaptırım kararlarını ve TL’deki değer kaybını aktardıktan sonra şöyle devam etti:

‘İŞTE ERDOĞAN’IN SUÇLARI’

”Fakat makul olalım. Tüm bunlar bir Piresbiteryen pastör nedeniyle mi yaşanıyor? Hayır. Erdoğan’ın asıl suçlarının listesi şöyle: Türkiye’ye, Rus yapımı S-400 füze sistemi alıyor. ABD’nin Kürt müttefiki YPG’ye desteğini kabullenmeyi reddediyor. İslamcı savaşçıların Türkiye sınırından çok sayıda silah, havan topu ve füzeyle akmasına izin verdi. Ki, o dönem Erdoğan’ın eski dostu Beşar Esad’ı devirmeye çalışan ABD’nin buna hiçbir itirazı olmadı. Ardından, bir Rus savaş uçağını Kasım 2015’te düşürmesi —Moskova bunu hemen boykot etti- sonrasında Erdoğan Putin’e yanaştı. Bu şekilde, Ruslar ve İranlılar, Erdoğan’ı Temmuz 2016’daki Gülen darbesi konusunda ilk uyaranlar oldu. Türk ordusunun iç radyo trafiğini dinliyorlardı ve İstanbul’un Sultanı’na haber verdiler.”

‘İRAN YAPTIRIMLARINI HAFİFLETECEK’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’a resmi ziyarette bulundu.

Bu listeye, Türkiye’nin İran’a yönelik yeni Amerikan yaptırımlarını kabul etmeyerek Tahran’dan petrol almayı sürdürmesinin Trump’ın planlarını bozduğunu da ekleyen Fisk, ”Trump’ın en yakın müttefiklerinden biri olan ve Pastör Brunson’ın benzerleri için din özgürlüğünün hiç var olmadığı Suudi Arabistan da Erdoğan’a öfkeli” hatırlatmasını yaptı. Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın ‘Türkiye’nin İran ve İslamcı militanlarla birlikte şeytan üçgeninin bir parçası olduğu söylediğini’ anımsattı.

‘KRİZİN KAZANANI ESAD OLABİLİR’

Suriye rejimi başkanı Beşar Esad ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Erdoğan’ın Rusya ve İran’ın yanı sıra Suudi Arabistan’ın abluka uyguladığı Katar’la da arasının iyi olduğuna dikkat çeken Fisk, şu çıkarımlarda bulundu:

”Ve, Suriye ile Katar arasındaki ilişkilerin çok yavaş olmakla beraber düzenli olarak yeniden ısındığı düşünüldüğünde, tüm bunlardan en büyük yararı kimin sağlayacağını merak ediyorum.”

”Belki de Beşar Esad? Rus askerleri şu an işgal altındaki Golan Tepeleri’nin güneyindeki Suriye-İsrail hattında devriye geziyor. Ruslar İsrail’e, Suriye’deki az sayıda İran gücünün bu bölgenin en az 50 mil uzağında tutulacağına söz verdi.”

”Rusya’nın müttefiki Suriye’nin İdlib’deki son İslamcı kalesini Rus yardımıyla ezmesi ve vilayetteki savaşçıların inatçı olanlarını tekrar Türkiye’ye göndermesi gerekiyor.”

Ünlü gazeteci makalesini şöyle sona erdirdi:

”Katar, Suriye’yi yeniden inşa edecek ve böylece nüfuzunu Levant topraklarından Akdeniz’e genişletecek nakit paraya sahip. Eğer Katar Türkiye’ye daha da fazla para akıtacaksa, o zaman Doha ile Ankara arasında bir tür stratejik dengeye tanık olabiliriz. Ve belki de Erdoğan ile Esad arasındaki aile dostluğunun yeniden keşfedilmesine?”