Edirne F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Hazine Müsteşarlığı’na tam 750 bin TL’lik tazminat davası açtı.

HDP’li Selahattin Demirtaş’ın devlete tazminat davasını açma nedenleri arasında şunlar var; CMK’da belirtilen koşullar dışında haksız gözaltına alınıp, tutuklanması, davasına bakacak mahkemenin ancak 11 ay sonra belli olması, hâkim karşısına 13 aydan sonra çıkması ve 4 ay boyunca tutukluluk incelemesinin yapılmadığından dolayı hazine aleyhine 750 bin lira maddi ve manevi tazminat davası açtı.

T24’ün haberine göre, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında geçtiğimiz yılın Kasım ayında gözaltına alındıktan sonra tutuklanan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Karaman, müvekkilinin CMK’de belirtilen koşullar dışında gözaltına alınarak, tutuklandığını belirtti.

Karaman, Demirtaş’ın, makul sürede mahkeme önüne çıkarılmadığını, azami 30 günlük aralıklarla tutukluluk incelemesinin 4 ay boyunca yapılmadığını öne sürerek Hazine aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açtıklarını açıkladı.

Diyarbakır 3’üncü Ağır Mahkemesi’ne verilen dava dilekçesinde, yapılan düzenleme ile Demirtaş’ın yasama dokunulmazlığının geçmişe dönük olarak kaldırıldığı, bunun akabinde Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma kapsamında Demirtaş’ın 4 Kasım’da 2016 gözaltına alınarak aynı gün tutuklandığı ifade edildi.

Birbirinden farklı 31 fezlekenin birleştirilmesiyle hazırlanan ‘Torba iddianame’ ile 10 Ocak 2017’de müvekkili Demirtaş hakkında Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldığı ifade edilen dilekçede, Mahkemenin yaptığı başvuru üzerine Yargıtay 5’inci Ceza Dairesi’nin 22 Mart 2017’de verdiği karar ile davayı güvenlik gerekçesiyle Ankara iline naklettiği vurgulandı.

Avukat Mahsuni Karaman, dilekçesinde davaya bakmakla görevli Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nin Demirtaş hakkında makul sürede kovuşturma işlemi yapmadığını, dava dosyasını ‘Yasin Börü dosyası’ ile birleştirmek istediği ancak, yaşanan uyuşmazlığın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile ortadan kalktığını ifade ederken şunları söyledi:

“Müvekkilim Selahattin Demirtaş tutuklandıktan yaklaşık 11 ay sonra sadece yargılanacağı mahkeme tespit edildi, davanın ilk duruşmasının 7 Aralık 2017’de görülmesine karar verildi. Müvekkil, tutuklandığı 4 Kasım 2016 tarihinden sonra iş bu dosyada ilk kez 1 yıl 1 ay 3 gün sonra hakim huzuruna çıkacaktır.”

Avukat Karaman dava dilekçesinde, etkili bir tutukluluk incelemesi yapılaması bir yana, belirli dönemi kapsayacak hiç bir tutukluluk incelemesi yapılmadığını dile getirerek, dilekçenin devamında şu görüşleri savundu:

“Ceza Muhakemesi tarih ve pratiğinde ender rastlanacak bu uygulamayı dikkatinize çekmek isteriz. Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi, CMK 108’inci maddesi uyarınca en geç 30’ar günde bir yapılması emredilen tutukluluk incelemesi kapsamında 22 Haziran 2017 tarihinde müvekkil ile ilgili tutukluluk incelemesi yaparak, müvekkilin tutukluluk halinin devamına karar vermiş, sonraki incelemeler için ise tarih belirlemiştir. Ancak, en geç 22 Temmuz 2017, 22 Ağustos 2017 ve 22 Eylül 2017 tarihlerinde yapılması gereken tutukluluk incelemeleri hiç yapılmamıştır. Bu süreçte Ankara 19’uncu Ağır Ceza, Ankara 2’nci Ağır Ceza ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5’inci Ceza Dairesine yapmış olduğumuz itiraz, beyan ve tahliye taleplerimize rağmen herhangi bir inceleme yapılmamıştır. 22 Haziran tarihli tutukluluk incelemesinden sonra yapılan ilk tutukluluk incelemesi 3 Ekim 2017 tarihli inceleme ile verilen tutukluluk halinin devamına ilişkin karardır. 22 Haziran ve 3 Ekim arasında müvekkil herhangi bir tutukluluk devam kararı olmaksızın fiilen tutulmuştur.”

Avukat Mahsuni Karaman dava dilekçesinde, müvekili Demirtaş’ın ‘örgüt üyeliği’ gerekçesiyle tutuklandığı halde, 31 fezlekeden oluşan davanın iddianamesinde ise ‘Örgüt yöneticiliği’ iddiasıyla hakkında dava açıldığını hatırlatırken şöyle dedi:

“Örgüt yöneticiliği iddiasıyla hakkında fezleke tanzim edilmeyen ve dolayısıyla da, bu suç açısından ‘dokunulmazlığı kaldırılmayan’ müvekkil ile ilgili ‘örgüt yöneticiliği’nden düzenlenen iddianame ‘yok’ hükmündedir. Zira, yargı makamlarının, milletvekilini yargılama yetkisi, TBMM’ce ilgili milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırıldığı ‘suç isnadı’ ile sınırlıdır. TBMM’ce, müvekkil hakkında ‘örgüt yöneticiliğinden dokunulmazlığının kaldırılması’ kararı bulunmadığından, bu suç isnadı ile bir iddianame tanzim edilemez, yargılama yürütülemez. Suçlamalar, müvekkilin milletvekili ve Parti Eş Genel Başkanı olarak yaptığı açıklamalar, basına verdiği demeçler, seçim mitinglerindeki konuşmalar, aday tanıtım toplantıları, kurum ve kuruluşların kapalı salon toplantılarında yaptığı siyasal faaliyet ve ifade hürriyeti kapsamında kalan konuşmalardır.”

Dilekçenin sonuç ve talep bölümünde, 5 bin 271 sayılı CMK’nın 141’inci maddesi uyarınca koşullar dışında yakalanan, tutuklanan, tutukluluğunun devamına karar verilen, makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen, azami 30 günlük aralıklarla tutukluluk incelemesi yapılmayan müvekkilin, milletvekili ve 6 milyon seçmen iradesini barındıran, TBMM’de grubu bulunan HDP’nin eş genel başkanı olduğu belirtilerek, “Bu suretle uğramış olduğu zararının tazmini kapsamında 04.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle 250 bin TL maddi, 500 bin TL manevi tazminata hükmedilme, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davalı Hazineye tahmiline karar verilmesi” ifadeleri yer aldı.

Dava dilekçesi Diyarbakır 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilirken, davanın ilk duruşmasının 6 Şubat’ta yapılacağı aktarıldı.

[Via T25]