Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Görüşme talebinin Fransa, Bolivya, Mısır, İtalya, Senegal, İsveç, İngiltere ve Uruguay’dan geldiği öğrenildi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) yarın toplanarak ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü “İsrail’in başkenti” olarak tanıma kararını ele alacak.

Via The New York Times

ABD basınına konuşan Birleşmiş Milletler (BM) diplomatlarının aktardığı bilgilere göre, Konseyin 8 üyesinin talebi üzerine görüşme cuma günü gerçekleştirilecek.

Görüşme talebinin Fransa, Bolivya, Mısır, İtalya, Senegal, İsveç, İngiltere ve Uruguay’dan geldiği aktarılırken, ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley ise yaptığı yazılı açıklamayla Trump’ın kararına destek verdi ve “Bugün Başkan, geç kalınmış bir karar için cesur ve tarihi bir adım attı.” cümlesini kurdu.

Via Hatırlatıyor: Ne Olmuştu?

ABD Başkanı Trump, düzenlediği basın toplantısında, BMGK’nın 1980 yılında İsrail’in Doğu Kudüs’ü ilhak ederek başkent ilan etmesini geçersiz kılan 478 sayılı kararına rağmen, “Kudüs’ü resmen İsrail’in başkenti olarak tanıma zamanı geldi.”  diyerek Müslümanları da karşısına alarak bir açıklama yapmıştı.

Trump, ayrıca Dışişleri Bakanlığına, ülkesinin Tel Aviv’deki büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması için hazırlıklara başlaması talimatı verdiğini belirmişti.

Doğu Kudüs’ü 5 Haziran 1967’de işgal eden İsrail ordusu, 1980’de tek taraflı olarak kentin doğusunu ve batısını “birleşik başkent” olarak duyurmuştu.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK), 1980’de kabul ettiği 478 sayılı kararla İsrail’in başkent ilanını geçersiz hale getirmişti.

BMGK kararı çerçevesinde, ABD dahil uluslararası toplum Doğu Kudüs’ün işgal altında olduğunu kabul ediyor. Ancak Trump’ın bu son açıklaması bu kararın yok sayıldığına işaret ediyor.

İsrail yönetimini tanıyan tüm ülkelerin büyükelçilikleri Tel Aviv’de bulunurken, hiçbir ülke, Kudüs’ü ya da doğu ve batı bölümlerini başkent olarak görmüyor.

ABD, Trump’ın hamlesiyle Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan ilk ülke olurken, uluslararası toplumun tepkisini çeken Trump yönetimi, bölgenin kaosa sürükleneceği ve İsrail-Arap ihtilafının daha da çözümsüz hale geleceği uyarılarını da göz ardı etmiş oldu.