Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının yargılandığı duruşmaya cuma günü devam edilecek.

Gözlemci sıfatıyla üçüncü kez İstanbul’a giden Avrupa Parlamentosu Yeşiller Grubu’ndan Rebecca Harms DW Türkçe’ye konuştu:

Siz bir süredir Cumhuriyet davasını takip ediyorsunuz. İzlenimleriniz nedir davayla ilgili olarak?

Sponsorlu

Rebecca Harms: Davayı başından beri takip ediyorum. Cumhuriyet davasında gözlemci sıfatıyla İstanbul’a üçüncü gidişim bu. Şu ana kadar edindiğim izlenim, hazırlanan iddianamenin ve ifadelerin alınmasının hukuk devleti ilkeleri ile örtüşmediği yönünde. Altan kardeşlerin, Şahin Alpay’ın ve diğer isimlerin terör suçlamasıyla çok ağır cezalara çarptırılmasından sonra, Cumhuriyet davasında da durumun çok farklı olmasını beklemiyorum. Tabii ki bir yandan bunun aksini diliyorum. Adaletin yerini bulmasını istediğimiz için kalkıp Türkiye’ye gidiyoruz ve hakim karşısına çıkan arkadaşlarımıza destek olmaya çalışıyoruz.

Davayı takip eden gözlemci sıfatıyla nasıl bir destek oluşturabilmeyi umuyorsunuz?

Harms: Cumhuriyet davasına eşlik etmeye başladığım ilk günden itibaren, bize ufak bir noktaymış gibi görünen bir şeyin aslında ne kadar önemli olduğunu anladım. Mahkeme salonunda sanıkların ailelerini, arkadaşlarını, meslektaşlarını toplu olarak görmeleri çok mühim. Bu kısa da olsa birbirini görebilme imkanı, sanıklara güç veriyor. Ayrıca Cumhuriyet davası süresince Türkiye’ye gelişlerimde, sanık ailelerinin, meslektaşlarının ve arkadaşlarının dayanışmayı ne kadar cesurca ve ne kadar büyük bir şevkle organize ettiğini gördüm. Bu destekçiler için, olan bitenin Türkiye ile sınırlı kalmaması ve uluslararası gözlemciler sayesinde yaşananların Türkiye dışında da duyulması büyük önem taşıyor. Türkiye’de insanların temel haklarını ve demokratik kazanımlarını bazen hiçbir şansları yokmuş gibi görünen şartlarda savunmalarının duyulması çok önemli.

Peter Steudtner, Meşale Tolu ve tabii ki Deniz Yücel’in tahliyesinden sonra Almanya ile Türkiye arasındaki buzlar bir derece eriyor gibi görünüyor. Bu “normalleşme” sürecini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Harms: Evet, Peter Steudtner, Meşale Tolu, Deniz Yücel ve diğer bazı isimlerin tahliye edilmesi çok önemliydi ama bu gelişmelerden, Almanya’nın Türkiye’ye yönelik yaklaşımının “normalleşmesi” gerektiği sonucunu çıkarmak yanlış olur. Türkiye’de 200’den fazla tutuklu gazeteci var. Binlerce öğretmen, profesör, doktor, avukat, darbe girişiminin aydınlatılması ve ülkenin güvenliğinin sağlanması gerekçe gösterilerek hapiste tutuluyor. Bugün Zeytin Dalı Harekatı’nı eleştirmek bile, insanların tutuklanması için yeterli sebep oluşturabiliyor. Bu, kesinlikle normalleşmeden bahsedebileceğimiz bir dönem değil. Şimdi asıl, Erdoğan ve hükümeti konusunda ciddi olarak düşünmek ve Türkiye’de bu yolla normalleşme sağlanamayacağının irdelemek gerekiyor.

[Via DW]