AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu, Diyarbakır’ın sadece içeridekiler için değil dışarıdaki yakınları için de zulüm olduğunu söyledi.

Dünyada işkence yöntemleriyle ilk 10 sırada gösterilen ve 12 Eylül rejiminin gardiyanından cezaevi yönetimine kadar özel seçilen insanların görev yaptığı Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi, burada 6.5 yıl yatan AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu tarafından anlatıldı.

Meclis Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi Alt Komisyonu’nun aynı zamanda başkanlığını yapan AK Parti’li Miroğlu, aynı koğuşu paylaştığı 15-16 yaşındaki Ramazan’ın tedavi edilmediği için genç yaşta veremden ölümünü anlatırken kendini tutamayarak göz yaşlarına boğuldu.

Diyarbakır’ın sadece içeridekiler için değil dışarıdaki yakınları için de zulüm olduğunu söyleyen Miroğlu, ziyaretine gelen anne ve babasıyla yaşadıklarını anlatırken bir kez daha gözyaşını tutamadı. Miroğlu, “26-27 yaşındaydım. 3 ay Kurtoğlu’nda işkence, açlık, akabinde Diyarbakır cezaevinde yaşadıklarımız kilolarımızı götürmüştü. 38-40 kiloya düşmüştüm. Annem tanıyamadı bu Orhan mı diye sordu ve yere yıkıldı” cümlelerini kurdu.

Hülya Karabağlı’nın T24’te yer alan haberine göre, Miroğlu’nun kendi geçmişinin da tanıklığını anlattığı komisyonda şunları anlattı:

‘Banyo Diye Lagama Sokulduk’

“1981 Ocak ayında gözaltına alındım. Diyarbakır’da bir toplama işkence merkezinde gözlerimiz bağlı kaldım. Uzun bir süre sonra toplama merkezinde 40-50 kişiyle cezaevine götürüldük. Cezaevinin birinci katının birinci hücresi lağımla doldurulmuştu. O gün gelen herkes ‘banyo’ denilen o lağımın içine sokulurdu.

Yıllar sonra öldürülen Esat Oktay Yıldıran geldi, çırılçıplak kaldık. Köpekler saldırıya hazır bekliyordu. İçeri 40-50 kişi geldi ellerinde yaş ağaçlardan yapılmış sopalarla dövdüler. Daha sonra ‘banyo’ yaptırın denildi lağıma sokulduk.

5 saat süren bu işkenceden sonra 1-2 kişilik hücrelere 20-25 kişi sırt sırta konulduk. Balıklar nasıl kasadan dökülürse hücre kapısı açıldığında öyle betona dökülüyorduk. O hücrelerde aylarca tutulduk. Koğuşlara gönderildiğimizde her tarafımız bitliydi.”

Buz üstünde çıplak biçimde karşı duvara sürünerek gittiklerini, bunun toplama kamplarına ilişkin izlediği filmlerinde görmediğini ifade eden Miroğlu, Diyarbakır 5’nolu cezaevini diğerlerinden ayıran en önemli farkın etnik hınç ve öfke olduğunu söyleyerek, “ Diyarbakır için işkence çeşitlerinin çokluğu, gaddarlığı ya da kötülüğün sıradanlaşması gibi tüm kavramlar kullanılabilir. Ama bizim burada karşı karşıya kaldığımız en önemli şey etnik hınç ve öfkeydi. Bir örgütle herkesi özdeşleştirme vardı. Orada görev yapan gardiyanın gözünde herkes PKK’liydi. Herkes bir örgütle özdeşleştiriliyordu” dedi.

[Via T24]