24 Haziran 2018’deki Cumhurbaşkanlığı seçiminde tutuklu olmasına rağmen yarışarak kitlesine ulaşmayı hedefleyen Demirtaş, iki yılı aşkın süredir cezaevinde bulunuyor.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Edirne F Tipi Cezaevi’nde bulunan eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’la ilgili kararını yarın açıklayacak. Yarın açıklanacak kararı viahaber.net’ten öğrenebileceksiniz.

AİHM, vereceği kararda, Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunun hukuki olup olmadığını ele alacak. AİHM’nin yapacağı bu değerlendirme önem taşıyor.

AİHM, olası bir ihlal kararının gerekçesini Demirtaş’ın siyasi kimliğine dayandırırsa Türkiye açısından da bir ilk gerçekleşecek.

Bu durumda, Türkiye’nin muhalif kimliği nedeniyle bir siyasiyi tutuklayarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiği sonucu ortaya çıkacak.

T24’ten Gökçer Tahincioğlu’nun aktardığına göre, AİHM, olası bir ihlal kararını Demirtaş ve avukatlarının iddia ettiği doğrultuda dokunulmazlıklarla ilgili sürece dayandırırsa, siyaseti de etkileyecek büyük bir tartışma başlayacak.

Kararın HDP’li Selahattin Demirtaş için tahliye yolunu açma ihtimali de bulunuyor.

Nasıl tutuklanmıştı

Selahattin Demirtaş

Demirtaş hakkındaki süreç, 20 Mayıs 2016’da dokunulmazlıkların kaldırılmasına yönelik anayasa değişikliğinin kabulü ile başlamıştı.

Dokunulmazlığı kaldırıldıktan sonra bunun anayasaya aykırı olduğunu savunan ve diğer HDP’li vekiller gibi ifade vermeye gitmeyi kabul etmeyen Demirtaş, 4 Kasım 2016’da gözaltına alındı.

Demirtaş, o dönem HDP Eş Genel Başkanı olan Figen Yüksekdağ ve dokuz HDP’li vekil ile birlikte “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “terör örgütü üyeliği,”, “örgüt adına suç işlemek”, “propaganda” gibi gerekçelerle tutuklandı.

Dosyanın tamamı konuşmalardan

Tutuklandığı dönemde Demirtaş hakkında savcılıklar tarafından hazırlanarak dokunulmazlığının kaldırılması istemiyle Meclis’e gönderilen 96 fezleke vardı.

Bunlardan 31’i Diyarbakır Başsavcılığı’nca birleştirilerek “ana dosya” haline getirildi.

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’ne açılan bu ana dava, daha sonra güvenlik gerekçesiyle Ankara’ya nakledildi. Dosyadaki suçlamaların dayanağı olarak Demirtaş’ın dokunulmazlığının bulunduğu dönemde yaptığı konuşmalar gösterildi.

Sadece bu dosyadan 142 yıla kadar hapsi istenen Demirtaş, ilk savunmasını tutuklandıktan 460 gün sonra yapabildi ve yargılanmasının bütünüyle dayanaksız olduğunu belirtti.

1,5 yıl sonra işleyen “öncelik”

selahattin demirtaş

Selahattin Demirtaş hakkında bu dava dışında konuşmaları sebebiyle açılmış çok sayıda dava devam ediyor.

Demirtaş, HDP’li Sırrı Süreyya Önder ile birlikte bu dosyalardan birinde mahkum da oldu. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 2013 Nevroz kutlamalarında yapılan konuşmalardan dolayı Demirtaş’a 4 yıl 8 ay, Önder’e 3 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Ancak bu cezalar kesinleşmedi ve infazı henüz başlamadı.

Demirtaş’ın AİHM’ye yaptığı başvuru, tutuklandığı ana dava ile ilgili.

Tutukluluğunun anayasa ve CMK’ya aykırı olduğunu savunan Demirtaş, diğer HDP’lilerle birlikte Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Fakat Anayasa Mahkemesi süreci uzayınca Demirtaş AİHM’ye gitti.

Bu süreçte Anayasa Mahkemesi, HDP’lilerin tutukluluk dosyalarını incelemeye başladı ve tamamını benzer gerekçelerle kabul etmedi.

Mahkeme, dokunulmazlıklarının kaldırılmasından sonra tutuklanan HDP’lilerle ilgili sürecin anayasaya uygun olduğunu savundu. Bu kararlar verilirken diğer HDP’liler de AİHM’ye başvurdu.

AİHM, başvuruları kabul edilebilir bularak Türkiye’den savunma istedi. Ancak tutuklu yargılamadan dolayı çarpıcı bir karar da vererek, Demirtaş ve HDP’lilerin “öncelik” talebini yerinde buldu. 27 Temmuz 2017’de verilen bu karara rağmen dosyalar bugüne kadar karara bağlanmadı.

Türkiye’nin savunması

Anayasa Mahkemesi

AİHM, tutuklu vekillerin dosyalarını birleştirerek Türkiye’den savunma istemişti.

Türkiye, geçen yıl mahkemeye gönderdiği 130 sayfalık savunmada, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvuların reddini talep etti.

İddialara da cevap veren Türkiye, ifade vermesi nedeniyle 6 Eylül 2016’da davetiye gönderilen Demirtaş’ın ifadeye gitmeyeceğini bizzat Meclis kürsüsünden açıkladığını anımsattı.

Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı savunmada, Demirtaş’ın usule uygun gözaltına alınarak sorgulandığı aktarıldı.

Savunmada, HDP’li vekillerin başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi’nin de “yasaya aykırı tutukluluk”, “ifade özgürlüğü ve siyasal faaliyette bulunma hakkının ihlali”, “soruşturma dosyasına kısıtlama getirilmesi” iddialarını reddettiği anımsatıldı.

Savunmada, ifade vermeye gitmeyen vekillerin kaçma ihtimalleri bulunduğu ifade edilirken, Türkiye’nin çok sayıda terör örgütünün hedefinde olduğu, bazı terör örgütlerinin de siyasetçiler tarafından desteklendiği kaydedildi.

Dokunulmazlıkların kaldırılması kararının AK Parti, MHP ve CHP’nin oylarıyla verildiği, bunun da tutuklamanın muhalefeti engellemek amacını taşıdığı iddiasını boşa düşürdüğü savunuldu. Savunmada, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla iktidar partisi dahil diğer partilerin vekilleri için de yargı yolunun açıldığına da dikkat çekildi.

Yarın açıklanıyor

AİHM, bu uzun sürecin ardından Demirtaş kararını yarın açıklayacak.

AİHM’nin, Demirtaş ve HDP’li vekillerin dosyalarını birlikte açıklaması bekleniyordu fakat sürpriz biçimde mahkeme, sadece Demirtaş kararını açıklayacağını geçtiğimiz Cuma bildirdi.

AİHM’nin yazılı açıklamasında, Demirtaş’ın makul bir süre içinde yargılanma, ön duruşma öncesi gözaltı ve tutuklu yargılanmayla ilgili iddialarının karara bağlanacağı vurgulandı. Bunun yanısıra ifade özgürlüğü ve hakların sınırlandırılmasıyla ilgili iddiaların da karara bağlanacağı aktarıldı.

En kritik karar

AİHM’nin vereceği karar siyaseti de yakından etkileyebilecek. AİHM, Demirtaş’ın başvurusunu esastan reddedebilecek. Ancak ihlal kararı verirse, bu kararı AİHS’nin hangi maddesine dayandıracağı ve nasıl gerekçelendireceği büyük önem taşıyacak.

Seçeneklerden bazıları şunlar:

AİHM, sadece Demirtaş’ın tutuklanmasının haklı olmadığı konusunda AİHS’nin 5. maddesine dayalı bir tespit yapabilecek. Bu durumda avukatları, tahliye edilmesine yönelik bir süreç başlatabilecek. Daha önce de AİHM, Türkiye için bu yönde çok sayıda karara imza attı.

AİHM, kişi hürriyetinin ihlali başlıklı AİHS’nin 18. Maddesine dayalı bir mahkumiyet kararı verirse, bu, Türkiye açısından bu maddeden ilk mahkumiyet olacak. Bu durumda, Demirtaş’ın, muhalif kimliği nedeniyle tutuklandığı iddiası da karşılık bulmuş olacak.

AİHM, Demirtaş ve avukatlarının iddia ettiği gibi dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili bir ihlal tespit ederse, bu kez tüm tutuklu vekilleri hatta tutuksuz yargılananları kapsayan bir sonuç doğacak. Zayıf da olsa AİHM’nin bu iddia için de yorum yapabileceği belirtiliyor.

[Via T24/Gökçer Tahincioğlu]