Her gün büyük acılar duyuyor, okuyor, seyrediyoruz. Eğer bunlar yakın çevremizde ve ailemizde değilse sadece duyuyor, okuyor ve seyrediyoruz. Sabah okuduğumuz gazetede, akşam yemek masamızda izlediğimiz televizyonda boş gözlerle kayıtsızca bakıyoruz o acılara. Ölen insanlara, yok olan ailelere, ölümcül hastalıklara yakalanan o masum minicik bebeklere… Hissedemiyoruz o acıları içimizde, yüreğimiz gerçekten parçalanmıyor, kim bilir üzülmüyoruz bile… Ta ki yakınımıza gelene kadar o acılar. O zaman dünyamız başımıza yıkılıyor, sanki ilk kez böyle bir şey duymuş gibi oluyoruz, sadece bizim başımıza gelmiş gibi…İnanamıyoruz, kabullenemiyoruz, isyan ediyoruz neden diyoruz neden biz?

Hayatın bir anlamı kalmıyor o zaman, ne yediğimiz yemekten, ne hayatımızı adadığımız işimizden, ne uğruna her şeyimizi verdiğimiz renkli dünyadan zevk alamaz oluyoruz. Her şey aslında boşmuş diyoruz, aslında neyin peşindeyiz ki diye soruyoruz kendimize. Adalet mi bu hak mı bu diye soruyoruz. Adaleti hakkı kendi hayatlarımız söz konusu olduğunda hatırlıyoruz sadece.

Bir arkadaşımızın 2 yaşındaki dünya güzeli oğlu hasta. Beyninde tümör tespit edildi ve acilen ameliyata alındı. Hastane de ziyaret ettik. Anne baba perişan. Anlamaya çalışmakla ağlamaya direnmek arasında yaşıyorlar hayatlarını. Dua diyorlar sadece dua edin…O küçük bebek gülmesi gereken gözleriyle ağlıyor büyük insanlar gibi… Anne diyor, anne acıyor…

Neden diye soruyor insan, neden o masum o dünya tatlısı yavrucuk oldu neden ben olmadım diye… Kendi hayatınızı vermeye hazırsınız o anda yeter ki o kurtulsun… Dua ediyorsunuz sonra, inandığınız her ne varsa…

Sevdiklerimiz özel kutsanmış insanlarmış gibi yaşıyoruz hayatlarımızı… Hiç ölmeyecekler, asla hastalanmayacaklar, başlarına kötü bir kaza gelmeyecekmiş gibi… Çocukluğumuzun hastalanmayan, ölmeyen çizgi film karakterleri gibi zannediyoruz hayatı… Gazete de televizyonda gördüklerimiz bize ait değilmiş gibi geliyor, bize asla dokunamaz gibi… Sonra …Sonra bize de dokunduğunda, hiçbir şey eskisi gibi olmuyor…

Onur Konuğumuz

Serkan Giray
Serkan Giray