Tüm dünya Rıza Sarraf davasını yakından izlemeye devam ediyor.

Sanık iken tanık olarak cezaevinden çıkmayı planlayan bunun içinde yaptığı çakallıklarla Türkiye’yi uluslararası mecrada küçük düşüren Tırrek Rıza Sarraf’ın bugüne kadar duruşma salonunda itiraf ettiği en ilginç 4 şeyi derledik.

ABD’nin İran’a yönelik ambargosunu yasa dışı yollarla delmekle suçlanan eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın da yargılandığı davada suçunu kabul eden ve tanık olan Rıza Sarraf’ın itirafçı sıfatıyla ifadesine kaldığı yerden devam edildi.

Sarraf’ın ifadelerinden yola çıkarak bahsettiği en ilginç konulara değinelim.

“Sarraf sakin fakat canlı bir anlatımı var ve elleri sürekli hareket halinde.”

‘FBI’a Yalan Söyledi’

Rıza Sarraf

Duruşmanın başladığı ilk andan itibaren izleyenleri ‘rahatlığıyla’ ve ‘dürüstlüğüyle’ şaşırtan Tırrek Sarraf, FBI’a yalan söylediğini itiraf ederken salondakiler baya şaşırmıştı.

Tutuklandıktan sonra FBI’a neden yalan söylediği konusunda: “Ne ile karşı karşıya olduğumu bilmiyordum ve uzun bir yolculuktan sonra şoke olmuştum ve… doğru yanıtları veremedim. Korkmuştum.” dedi.

Neden İtirafçı (Tanık) Oldu?

Rıza Sarraf neden itirafçı oldu?

Tırrek Sarraf’ın ‘itirafçı olabileceğine’ veya Türkiye aleyhine cümleler kurabileceğine inanmayan kişiler olacak ki beyhude bir sahiplenme duygusuyla hareket ederek Sarraf’ın cezaevindeki durumu hakkında  ABD’ye nota verdik.

Cezaevinden bir an önce çıkmayı planlayan Tırrek Sarraf, neden itirafçı olduğu sorusuna şu yanıtı vermişti: “ABD hükümeti bana hiçbir af sözü vermedi. Cezama hakim karar verecek. Savcılıkla işbirliği, sorumluluğumu kabul edip hapisten çıkmanın en hızlı yoluydu.”

“Zafer Çağlayan’a Rüşvet Verdim” ve ‘Erdoğan Onayladı’ Demesi

Rıza Sarraf ve Hakan Atilla davasının Türkiye’yi en zor duruma koyduğu anlardan biri sayılabilecek bu itirafın söylenmesi esnasında salondakiler bir hayli şaşırmıştı. Halbuki şaşılacak bir şey yoktu. Çünkü; bunlar zaten ‘kesin olarak teyit edilemeyen ses kayıtlarında’ geçiyordu. “Biz görmezden geldik.” desek daha doğru olur!

Rıza Sarraf, bakın bu dipnotta ilginçtir  (Türkiye’nin ilk eski ekonomi bakanı olan) Zafer Çağlayan’a rüşvet verdiğini şu sözlerle açıklamıştı:

“Halkbank benle iş yapmak istemeyince ben de dönemin ekonomi bakanı Zafer Çağlayan’a gittim.”

Hakim: “Neden Süleyman Aslan seni geri çevirdikten sonra Zafer Çağlayan’la iletişim kurdun?”

Sarraf: “Çünkü kendisi Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomi bakanıydı” Zafer Çağlayan’a 45-50 milyon euro arasında rüşvet ödedim.”

Rıza Sarraf, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da ismini mahkemede zikretti.

Rıza Sarraf, “Başbakan Erdoğan ve Babacan İranla işlemlere (altın ticareti) yardım edilmesi için Vakıfbank ve Ziraat Bankasına şahsen talimat verdiler.” dedi.

  • Savcı: Dönemin başbakanı kimdi?
  • Sarraf: Recep Tayyip Erdoğan

Sarraf bu talimatın verildiğini Zafer Çağlayan’dan öğrendiğini de belirtti.

‘Milyar Ne?’

Rıza Sarraf

Yaptığı ticaretle salondakileri oldukça şaşırtan Sarraf para miktarlarını söylerken de çok aşırı özgüvenli gözüküyordu. Öyle ki rakamları ucu açık vermesi bile insanı çıldırtacak seviyeye getiriyordu. Çünkü bahsettiği meblağlar öyle eften püften cinsten de değildi.

Çevirdiği dolap sırasında Halkbank’tan ne kadar para çektiği konusunda itiraf ettiği cümlede kullandığı “Birkaç milyar.” kelimelerine Yargıç Berman, “Milyar ne? Euro? Dolar?” diye sordu.

Sarraf şu yanıtı verdi: Euro”

PAYLAŞ