HDP Eş Genel Başkan adayı Sezai Temelli, HDP’nin 3. Olağan Kongresi’nde konuştu.

AK Parti-MHP ittifakını değerlendiren Temelli, “Bu milli mutabakat olsa olsa bir milli felakettir. Hatta küresel felakettir” cümlesini kurdu.

Konuşmasının başında PKK lideri Abdullah Öcalan’a selam gönderen Temelli, “Bu sevdayı var edene, bize yolu açana selam gönderelim. Selam olsun İmralı’ya selam olsun Sayın Öcalan’a. Bu direniş yolculuğumuzun en önündekilere, asla vazgeçmeyene, zulmün gözünün içine bakan kadına; Figen Başkan’a da selam olsun. Sevdamızın öyküsünü yazana türküsünü söyleyene, cesareti bize bulaştırana, yoldaşımıza Selahattin Başkan’a da selam olsun. Bu hasret bitecek. Bu hasreti bitirmek bize nasip olsun” ifadelerini kullandı.

Temelli, “2018 hem Türkiye hem bölge açısından çok önemli bir yıl olacaktı. Bu önemli yılda HDP’nin üzerine düşen sorumluluklar var. Yapması gerekenler var. Bunu yapacak bir kongreyi hayata geçirmeliydik. Bunu yapacak kadroları oluşturmalıydık. Bu iradeyle yola çıktık. 2018 HDP’nin barışa yapacağı katkıların yılı olacak. HDP bu ceberrut devlete en önemli dersi verecek” şeklinde sözlerine devam etti.

HDP Eş Genel Başkan adayı Sezai Temelli’nin konuşmasından satırbaşları şu şekilde:

“Merhaba yoldaşlarım, umudun yolcuları hoş geldiniz. Urfa’dan Tekidağ’dan, Karadeniz’den, Çukurova’dan, İstanbul’dan, Ankara’dan cesareti ve umudu yüklenerek geldiniz. Güçlüyüz dedik inanmıyorlardı; işte güçlüyüz!

Bugün kongremizi onurlandıran tüm dostlarımız hoş geldiniz. Bizimle beraber barış demokrasi mücadelesi yükselten dostlarımız yoldaşlarımız hoş geldiniz.

Umutla ve cesaretle geldiniz ama gelirken bir rekora da imza attınız. Dünyanın GBT (Güvenlik Bilgi Taraması) rekorunu kırdınız. Bu cesaretle gelen siz sevgili yoldaşlarımızın defalarca GBT kontrolüne sokmuşlar. Zahmet vermişler. Bu kongreyi zayıf göstermek amacıyla. Ama bu şapşikler bilmiyor ki bu cesareti örtecek bir alet daha icat edilmedi.

Bugün aramızda olması gereken binlerce arkadaşımız bizimle değil. 10 binden fazla arkadaşımız gözaltına alındı son birkaç yılda. Bu arkadaşlarımızın büyük bir kısmı tutsak. Bir suçları olduğu için değil bir sevdaları olduğu için tutsaklar. Biz bu sevdadan vazgeçmeyeceğiz. Bu kongre bu sevdanın ispatı.

Bu sevdayı var edene, bize yolu açana selam gönderelim. Selam olsun İmralı’ya selam olsun Sayın Öcalan’a.

Bu direniş yolculuğumuzun en önündekilere, asla vazgeçmeyene, zulmün gözünün içine bakan kadına; Figen Başkan’a da selam olsun.

Sevdamızın öyküsünü yazana türküsünü söyleyene, cesareti bize bulaştırana, yoldaşımıza Selahattin Başkan’a da selam olsun.

Bu hasret bitecek. Bu hasreti bitirmek bize nasip olsun.

Son birkaç günde birçok arkadaşımız kongre hazırlıkları sırasında gözaltına alındı. Bileşen eş başkanlarımız gözaltında. Onur Hocamız şahsında tüm eş başkanlara, sözcülere selam yolluyorum. En yakın zamanda bu hasret bitecek.

Kongre çalışmalarımıza başlarken bu kongrenin önemli, stratejik olacağını söyledik. Çünkü biliyorduk ki 2018 hem Türkiye hem bölge açısından çok önemli bir yıl olacaktı. Bu önemli yılda HDP’nin üzerine düşen sorumluluklar var. Yapması gerekenler var. Bunu yapacak bir kongreyi hayata geçirmeliydik. Bunu yapacak kadroları oluşturmalıydık. Bu iradeyle yola çıktık. 2018 HDP’nin barışa yapacağı katkıların yılı olacak. HDP bu ceberrut devlete en önemli dersi verecek.

Türkiye son birkaç yılda iki önemli fotoğraf gördü. Bunlardan biri 2013-15 arasıydı. Suruç Katliamıyla başlayan 2. Fotoğraf savaşın, yoksulluğun fotoğrafıdır. Bugün Türkiye halklarının önünde 2 seçenek var; ya umudun fotoğrafı ya da faşizmin fotoğrafı. HDP ikinci fotoğrafı yırtıp atacaktır, kimsenin kuşkusu olmasın!

Dokunulmazlıkları kaldırarak OHAL düzenini olağanlaştırarak, tezkereleri geçirerek, Kürdistan’ı kayyumlaştırarak bir referanduma gittiler. Bu referandumda, sandık hileleriyle, hayır kazanmış olmasına rağmen, evet kazanmış gibi gösterdiler.

Bu anayasa değişikliği tekçi rejimin yolunu açan bir rejimdi. Milli mutabakat, bu rejimi, faşizmin kurumsallaşması yönünde var etmeye çalışıyorlar. Bu milli mutabakat olsa olsa bir milli felakettir. Hatta küresel felakettir. Tüm Avrupalı dostlarımıza çağrı yapıyoruz; gelin bu küresel felaketi yıkmak için güç verin omuz verin.

Avrupa’nın Türkiye’de olup bitenleri pazarlık konusu yapması, Türkiye’de faşizmin kurumsallaşmasını hızlandırmaktadır. Bunun nasıl sonuçlara yol açtığını en iyi Avrupa bilir. O yüzden bugün sermayenin çıkarları doğrultusunda küçük pazarlıklarla değil Afrin’e bakarak halklarla dayanışmaya çağırıyoruz.

Savaş siyaseti tüm toplumu sardı. Kendini savaş siyasetiyle ayakta tutan bu ceberrut devlet savaşı finanse etmek uğruna, sarayı finanse etmek uğruna iktisadi şiddeti de emek sömürüsünü de doğa talanını da arttırıyor. Bugün aklımızla alay edercesine Afrin işgal girişimine “zeytin dalı” adını veriyor, zeytin bahçelerini bombalıyor. Ne kadar doğal alan varsa, tarım alanı varsa inşaat sektörüne açıyor. Türkiye’yi yıkıma sürüklüyor. Bu yıkıma karşı çıkmak zorundayız.

Bugün Türkiye’nin en mağdur kesimlerinden biri tarım kesimi. Çiftçinin anayasal hakkı olanı vermeyip hakkını kredi olarak satan devlet Türkiye’yi çölleştirmektedir.

İktidar milli mutabakat yoluyla, kirli ittifak yoluyla sadece ekonomiye değil yaşamın her alanına saldırıyor. En çok zarar gören de yine emekçiler. Sadece 2017 yılında 2006 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Güvencesiz çalışmak iş hayatı haline dönmüştür. İş yerinde güvenlik koşulları yoktur. Türkiye ucuz emek cehennemine dönmüştür. İktidarın ötekileştirdikleri bu cehennemin en çok sömürülenleridir. Emekçiler sadece sömürüye maruz kalmamaktadır. İşsizlik baskısı en şiddetli baskıdır. Asgari ücret Türkiye’de açlık sınırının altındadır. Bugün asgari ücret alanlar hiçbiri insan ihtiyacını karşılayamaz durumdadır.

Enflasyonla uygulamış olduğu yanlış iktisadi politikalarla. İşsizlik, enflasyon çift hanelidir, halk yoksuldur. Bu çift hanelerden kurtulmanın yolu tüm emekçilerle tüm çiftçilerle bu mücadeleyi yükseltmektir.

Tüm iktisadi yatırımı inşaat sektörünün ihtiyaçlarına ayıran ve çarpık büyümeye neden olan hükümet yol yaparak yolunu bulmaktadır. Bu yolsuzluğun yarattığı maliyete gene halklarımız katlanmaktadır.

Hükümet ne zaman hesapları tutturamasa yeni vergiler çıkarmakta ve yükünü yoksullara yıkmaktadır. En ciddi adaletsizlik vergi adaletsizliği. Her 100 liralık verginin 70 lirası dolaylı vergi. Bu dolaylı vergilerle hükümet savaşı, sarayı finanse etmektedir. Buna dur deme zamanı gelmiştir.

Onları bir arada tutan, onları yurttaş yapan aslında bütçe hakkıdır. Bütçe hakkının gasp edilmesi sosyal haklarımızın gasp edilmesidir. Hükümet, bu faşist zihniyet yoksulluk üzerinden kitle desteği sağlıyor. Yoksullara yönelik sosyal yardımları kendisi bahşediyormuş gibi sunmaktadır. Bu süreci biz yöneteceğiz nasıl kendimizi yöneteceğiz diye yola çıktıysak şimdi de bu ülkeyi biz yöneteceğiz. Buna imkanımız var. En önemli hedef bu. Halklarımızla emekçilerle kadınlarla tüm toplumla beraber bu ülkeyi yönetemeye adayız. Bunun için önümüzdeki süreçte demokrasi cephesinde yer alan herkesle yan yana mücadelemizi yükselteceğiz.

16 Nisan’da bunu gösterdik. Herkes kendi hayrıyla geldi. Şimdi gene yan yana gelebiliriz. Bu yoksulluğu, bu savaşı bitirebilir. Buna inanmalı bunun için çalışmalıyız.

Bizler nasıl buraya umudu yüklenerek geldiysek şimdi bu kararlılıkla mahallelerimize, iş yerlerimize sokaklarımıza döneceğiz. Bir kez daha örgütleneceğiz, bir kez daha güçleneceğiz. Hep beraber radikal demokrasi anlayışımızla Kürdüyle, Türküyle, Alevisi, Sünnisiyle, Romanıyla, Hıristiyanıyla sınıf mücadelesi aklıyla örgütleneceğiz ve iktidara gideceğiz. İşte stratejik hedefimiz bu. Tüm örgütlerimiz mahallelerde, iş yerlerinde, tarlalarda halkla buluşacak.

Bizler kara deryalarda bir feneriz. Umudun yolcularıyız. Dönen dönsün yolundan biz dönmeyiz. Cesaretliyiz, kararlıyız. Cesareti herkese bulaştıracağız. Unutmayın biz haklıyız. Mutlaka kazanacağız.”

[Via Demokrat Haber]

Çevrenizle Paylaşın 👉