Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), Suriye’de barışçıl protestoların silahlı çatışmalara dönmeye başladığı 2011 yılının yaz aylarında kurulan ilk örgütler arasında bulunuyor.

Bugünlerde adını sıkça duyduğumuz ÖSO yani Özgür Suriye Ordusu kimdir ve bugüne nasıl geldi? Bu yazıda ÖSO’nun gelişim süreci en başından anlatılacaktır.

Özgür Suriye Ordusu, Esad’ın başında bulunduğu Suriye ordusunda görevli yedi subay tarafından kuruldu. Örgütün kuruluşu Temmuz ayı sonlarında YouTube’da paylaşılan bir video ile açıklanmıştı.

Albay Riyad el Esad liderliğinde oluşturulan bu grubun kuruluş amacı “sistemi yıkmak için halkla birlikte çalışmak ve halkı sistemin silahlı ölüm makinelerine karşı korumak” olarak açıklanmıştı.

Suriye ordusunda bulunan askerlerin kendilerine katılma ve tüm muhalif silahlı gruplara birleşme çağrısı yapan ÖSO, sivilleri hedef alan tüm güvenlik güçlerinin artık kendileri için meşru birer hedef haline geldiğini ilan etmişti.

Örgütün, Suriye bayrağına bir yıldız daha ekleyerek, üç yıldız hale getirdiği versiyonu birçok başka grup tarafından da kısa sürede kullanılmaya başlandı. Ele geçirilen yerlere üç yıldızlı ÖSO bayrağı dikildi.

Örgütün kurucu komutanı olan Riyad El Esad, ilk başta Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile isim benzerliğinden dolayı dikkatleri üzerine çekmişti. Fakat iki isim arasında herhangi bir akrabalık bağı bulunmadığı belirtilmişti.

El Esad, iç savaşın başlamasından bir süre sonra Türkiye’ye kaçıp, ÖSO’yu da Türkiye’den yönetmeye başlamıştı.

İlk yeniden yapılanma: Yüksek Askeri Konsey

Suriye’de gittikçe genişleyen bir ÖSO vardı artık. Bir süre sonra üç yıldızlı Suriye bayrağını kullanmaya başlayan çok farklı grupların da ÖSO şemsiye altında savaştığını ilan etmesi ve çok geniş bir coğrafyada faaliyet göstermesi, örgütün de yeniden yapılandırılması ihtiyacını ortaya çıkarmıştı.

Herkesçe bilinen ve artık ‘sır’ olmaktan çıkan silahlı muhalif gruplara destek veren Türkiye’nin yanı sıra Batı devletleri ve Körfez Arap ülkelerinin de talepleriyle merkezi bir komuta kademesi kurulması amacıyla Aralık 2012’de Antalya’da bir toplantı düzenlendi.

Bu amaçla Antalya’da yapılan toplantıda ÖSO’nun ilk Yüksek Askeri Konsey kurulmuş oldu ve ÖSO çatısı altında savaşan grupların bir kısmı Konsey’in emri altına girdi.
Konsey’in genel komutanlığı görevine ise General Selim İdris getirilmişti.

İdris o dönemde amaçlarını Suriye’de sayıları ve etkinliği giderek artan cihatçı gruplara karşı “daha ılımlı ve daha güçlü bir alternatif” oluşturmak olarak açıklamıştı. Bu nedenle de ÖSO ve çatısı altındaki birçok grup gerek Batılı devletler gerekse de uluslararası medya tarafından “muhalifler” ya da “ılımlı muhalif gruplar” olarak tanımlamaya başlandı.

2012 yılı sonlarında ve 2013 yılı başlarında kurulan bu yapıda, İdris’in siyasi yapılanmaya da sahip olan örgütün ÖSO çatısı altında toplanan askeri kanadının liderliğini yapması bekleniyordu.

Beş cephede, altışar silahlı örgüt

O dönemde Yüksek Askeri Konsey altında belirlenen beş farklı cephede savaşan yaklaşık 30 farklı grup vardı.

Bu cepheler, Halep ve İdlib bölgelerini kapsayan Kuzey; Rakka, Deyrizor ve Haseke’yi içeren Doğu; Hama, Lazkiye ve Tartus’ta kurulan Batı; Humus ve Rastan bölgesi için Merkez; Şam, Dera ve Suveyda’yı içine alan Güney olarak belirlendi.

Her cephe için de altışar silahlı grup kuruldu. Bu grupların, askeri karar alma süreçlerinde önce cephe komutanlıklarıyla, daha sonra da ÖSO’nun İdris önderliğindeki ana komutanlığıyla temasa geçmesi bekleniyordu.

Fakat kağıt üstünde belirlenen bu emir-komuta zinciri pratikte uygulamaya geçirilemedi.
ÖSO çatısı altında savaşan grupların bir kısmı zaman içerisinde cihatçı örgütlerle işbirliği yaptı ya da farklı isimler altında cihatçı örgütlere dönüştü.

İdris de Suriye’de hükümete karşı savaşan silahlı grupların en güçlü çatı örgütü olması beklenen ÖSO’nun komutanlığından çok, bu görevi yürüttüğü 2014 yılına kadar örgütün sözcüsü ve özellikle Batı’dan gelen askeri yardımların dağıtımını organize eden kişi haline geldi.

ÖSO’ya verilen dış destek

ÖSO’yu kurulduğundan bu yana destekleyen ülkeler arasında Türkiye ile ABD en önde yer alıyor.

Türkiye’de ÖSO üyelerinin kaldığı bazı kampların bulunduğu yönündeki iddialar farklı zamanlarda ortaya atılmıştı.

2012 yılında Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) bir grup milletvekilinin Hatay’da Suriye ordusundan kaçan subayların da kaldığı Apaydın Kampı’na girmesine izin verilmemişti. CHP milletvekilleri, buranın bir mülteci değil, askeri kamp olduğunu öne sürmüştü.

Bu gelişme üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile Milliyetçi Hareket Partisi’ne (MHP) mensup üyeleri, Anadolu Ajansı (AA) muhabiri ile birlikte kampı ziyaret etti ve herhangi bir olumsuzluk görmediklerini aktarmıştı.

Şubat 2013’te de bu kez Gaziantep’te bir bağ evinde patlama meydana geldi. ÖSO üyelerinin bu evde bomba imal ettiği iddiaları ortaya atılmıştı.

ÖSO, aynı zamanda ABD’nin Suriyeli silahlı örgütleri destekleme programı kapsamında yardım alan gruplar arasında bulunuyordu.

ABD yüzünü YPG’ye döndü, ÖSO zayıfladı

ABD’nin 2013 yılında başlattığı “Eğit-Donat” programı kapsamında, ilk etapta ÖSO’ya bağlı savaşçıların da eğitim gördüğü ve silah yardımı aldığı bildirildi.

Ancak daha sonra 2014 yılında ABD’nin bu programı Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile savaşan gruplara öncelik verecek şekilde düzenlemesiyle birlikte, Suriye’nin kuzeyinde yaşayan Kürtlerin oluşturduğu Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri (YPG) de destek almaya başladı.

ÖSO’nun ilk lideri El Esad, Eylül 2016’da Türkiye’den bir gazeteye verdiği röportajda, ABD’nin bu programı kapsamında yalnızca “54 muhalife silah eğitimi verilirken, 8 bin PYD/PKK’lı teröristin profesyonel asker haline getirildiğini” ileri sürdü.

Suriye iç savaşı sırasında en etkili olduğu 2012-2013 döneminde bir ara Suriye topraklarının yüzde 50’sinden fazlasını elinde tutan ÖSO, ilerleyen yıllarda ise başta IŞİD olmak üzere cihatçı örgütlerin ilerlemesi ve bunlara karşı ABD’nin de desteğiyle PYD ve YPG gibi daha organize grupların ön plana çıkmasıyla giderek güç kaybetmeye başladı.

ÖSO’nun giderek güç kaybettiği bir dönemde Şubat 2014’te İdris görevden alınarak yerine Abdulillah Beşir’i atadı.

Fakat ÖSO’nun zayıflamasını durduran ve Suriye’de yeniden adı duyulan bir aktöre dönüşmesini sağlayan ise Türkiye’nin desteği ile yeniden yapılandırılması oldu.

2016’da Türkiye destekli yeniden yapılanma

 

Mart 2016’ya geldiğimizde ise ÖSO ile bağlantılı grupların bir kısmı bir araya gelerek, Havar Kilis Operasyon Odası adlı bir oluşuma gitti.

BBC Türkçe’de yer alan bilgiye göre, Havar Kilis Operasyon Odası verilen bu oluşumun iki ana bileşeni var. Bunlardan birisi ÖSO, diğeri de Halep’in Fethi adlı daha önce Halep’te savaşmış grupların oluşturduğu çatı örgüt.

Bu yeni yapılanmada, Sultan Murat Tugayı, Hamza Tugayı, Fastakim Birliği ve Mutasım Tugayı gibi Suriye’nin kuzeyinde faaliyet gösteren farklı gruplar ÖSO çatısı altında bir araya geldi.

Bu grupların, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile sahada işbirliği yapmaları ve birlikte hareket etmeleri de Ağustos 2016’da başlatılan Fırat Kalkanı Harekatı’nda başladı.

TSK ve ÖSO, Mart 2017’de sonlandırılan Fırat Kalkanı Harekâtı sırasında sınırın Suriye tarafında bulunan Azez ile Cerablus arasındaki bölümü güneyde El Bab kentine kadar yaklaşık 2 bin kilometrelik bir alanı IŞİD’den geri aldı.

Bu bölgelerde Türkiye’nin desteklediği bir yönetim kurulurken, ÖSO’ya bağlı bazı güçler de yine Türkiye’nin sağladığı eğitimlerle bölgede güvenlik hizmeti veriyor.

AA, Türkiye tarafından eğitilen 4 bine yakın “Özgür Polis”in Fırat Kalkanı Harekâtı ile ele geçirilen bölgede görev yapmaya başladığını aktardı.

ÖSO’dan Suriye Ulusal Ordusu’na

Türkiye destekli ÖSO’nun yeniden yapılandırılma sürecinin en son halkasını da 30 Aralık 2017’de kurulan “Suriye Milli Ordusu” oldu.

Suriye Milli Ordusu, ÖSO’ya bağlı yaklaşık 30 alt grubun birleşmesinden meydana getirildi.
Bu örgütün kuruluş amacı, Fırat Kalkanı Harekâtı ile ele geçirilen bölgeyi korumak ve halkı, hükümete bağlı güçler ve IŞİD ile YPG gibi grupların “saldırılarına karşı savunmak” olarak belirtildi.

Örgütün kurulduğunda yaklaşık 15 bin savaşçıyı bünyesinde barındırdığı aktarıldı.

Türkiye’deki bazı gazetelerde yer alan haberlerde, “Fırat Kalkanı Harekâtı sonrası yüzde 65 oranında eğitilen muhalif savaşçılar, 2 bin kilometrekarelik alanın güvenliği dışında PKK’ya karşı gerçekleştirilecek Afrin harekatı ve sonrasında TSK’ya destek verecek. Yeni kurulan Suriye Milli Ordusu’ndan 15 bin asker Afrin harekatı için hazırlanırken, Afrin sonrası gerçekleştirilecek Tel Abyad ve Munbiç harekatında da TSK’nın yanında yer alacak” ifadeleri yer almıştı.

ÖSO içinde hangi gruplar var?

2011-2014 yılları arasında Suriye’de hükümetin değişmesini savunan uluslararası aktörler tarafından en çok desteklenen örgüt olan ÖSO’nun 2016 yılına kadar bir gerileme dönemi yaşadığı ve bundan sonra da Türkiye desteğiyle yeniden güçlenmeye başladığı görülüyor.

Kuruluşundan bu yana dağınık örgütlenen ve farklı grupları bünyesinde barındıran ÖSO’ya son zamanlarda “laik muhaliflerin” desteğini kaybederek, giderek İslamcı örgütlerin ağırlık kazandığı bir yapıya dönüştüğü eleştirileri yöneltiliyor.

Ayrıca ÖSO’yu oluşturan birliklerin zaman zaman birbirleriyle çatıştığı haberleri de medyaya yansıyor.

ÖSO çatısı altında Afrin operasyonuna katılan veya destek veren gruplardan bazıları şöyle:

Sultan Murat Tümeni: Adını Osmanlı İmparatoru İkinci Murat’tan alan örgüt, 2013 yılında kuruldu. Üyeleri arasında Türkmenler ve Araplar var. Ağırlıklı olarak Halep bölgesinde, Halep’in Fethi çatı örgütü altında faaliyet gösterdi. Halep’in yeniden Suriye hükümetinin kontrolü altına geçmesinin ardından Fırat Kalkanı Harekâtı’na dahil oldu. İnternet sitesine göre, şu anda 5 bin civarında üyesi olduğunu söylüyor. Halep operasyonu sırasında hem Uluslararası Af Örgütü hem de Birleşmiş Milletler tarafından sivilleri öldürmekle suçlanan örgütler arasında bulunuyor.

Feylak el Şam (Şam Lejyonu): 19 farklı İslamcı örgütün bir araya gelmesiyle 2014 yılında kuruldu. Suriye’deki Müslüman Kardeşler’e yakın bir örgüt olduğu belirtiliyor. Fırat Kalkanı’nın ardından Zeytin Dalı Harekâtı’na katıldı. Örgütün komutanı Yasser Abdul Rahim, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, ÖSO’nun hedefini YPG tarafından kontrolü altındaki “16 Arap köyünü ve kasabasını geri almak” olduğunu ve Afrin şehrinin merkezine girmeyi planlamadıklarını belirtti.

Ahrar el Şarkiye: El-Nusra Cephesi’nden ayrılan Ebu Marya El Kahtani tarafından 2016 yılında kuruldu. Fırat Kalkanı Harekâtı’na dahil oldu. Ancak bu dönemde, ABD askerlerinin bu bölgeye gelmesine tepki göstererek, harekattan ayrıldı. Yapılan açıklamada, ABD’nin YPG’ye destek vermesine tepki gösterildi.

[Via BBC Türkçe]